| Author |
Message |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
A, a
a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
a1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.
abadanîbayındırlık
abaginecam, billu
rabajûrabajur
abaldönme
aborgeçim, iktisad
aborandingeçindirmek
aborîekonomi, iktisat, geçim
aborînasekonomist, iktisatçı
aborzanekonomist, iktisatçı
acizaciz, çaresiz, güçsüz, zayıf
acizkirinkızdırmak, rahatsız etmek
acûr1. kiremit. 2. bir cins salatalık, acur.
acızbûnaciz olmak, bıkmak, usanmak, rahatsız olmak
adan1. süt ürünleri. 2. verimli, bereketli, mümbit. 3. besin.
adanîbereket, bereketlilik, randiman, verimli, verimlilik
adanlêbûnbereketlenmek
adarMart ayı
adeşirret, şırnaşık, ısırgan böcekler
adebiltihap
adebûnşırnaşmak
adekirinyabancı otlardan temizlemek
ademAdam
adetadet, töre
adetînormal, töreye uygun
adûısırgan böcekler
afatafet
aferîdecanlı, yaratık.
aferînaferin, varol
aferînekkarakter
afiryalak, hayvan yemeÄŸi.
afirandeeser, yapıt
afirandinyaratmak, meydana getirmek, türetmek
afirandinêryaradılış
afirînmeydana gelmek, oluşmak.
afirîndêrtüretici, yaratıc
ıafirîneryaratıcı
afîşafiş
agah
haber, duyum
agahdar
haberdar, bilgi sahibi, bilgili
agahdarbûnbilgilenmek, haberdar olmak
agahdarîbilgi, malumat; duyuru ilan
agahdarkirinbilgilendirmek, haberdar etmek, bildirmek, haber vermek
agahîenformasyonel bilgi, malumat, bilgi
agihandinhaber vermek, bildirmek
agirateÅŸ
agirbazateş canbazı
agirberateÅŸli silah
agirberdanateÅŸe vermek, ateÅŸlemek
agirbestateÅŸkes
agirbest ragihandinateÅŸkes ilan etmek
agirbirateş düşürücü
agirçavatak
agirdankateÅŸlik
agirdaranateÅŸ yakmak
agirgehateşin yakıldığı yer
agirgirtinateÅŸ almak, ateÅŸlenmak
agirhilkirinateÅŸ yakmak
agirkirinateÅŸ etmek, ateÅŸ yakmak
agirkujitfayeci
agirnakyakıcı, ateş gibi, ateşli, ateş rengi
agirparêzateşe tapan
agirparêzîateşe tapmak
agirtenateşçi
agirvêxistinateş yakmak
agirxweÅŸsempatik
ahah, ilenç
ahengahenk, ritim, uyum, mutabakat
ahengdaruyumlu, ritimli
ajfiliz, sürgün
ajal1. sürü, küme, gurub, zümre. 2. hayvan.
ajancasus, ajan
ajdafilizajdan
filizlenmek
ajêntaacenta
ajinîndişleri kürdan vs. ile karıştırmak
ajneyüzücü
ajneberyüzücü
ajnekirinyüzmek
ajogüdü
ajodargüdümlü
ajotin1. ekmek. 2. sürmek, gütmek.
ajotkarsürücü
ajovansürücü, şoför
akademîakademi
akincihyerleÅŸik
akincihbûnyerleşmek
akredîtîf
akreditif
akûakü
albayrak
alalelale
alandinambalajlamak, sarmak
alaÅŸkirinkiriÅŸ kaplamak
alavaraç, alet, edevat
alazniyetlenme, kastetme
albumalbüm
aldaxîname
ihbarname
alerjîalerji
alîtaraf, yön, yan, cihet, cenah, yaka
alifkışlık hayvan yemi
alîgirtaraftar, yandaş, taraflı
alîgirtintaraf tutmak
alîkaryardımcı
alîkarîkirinyardım etmek
alînbirbirine geçirmek, dolamak
alînegirtarafsız, nesnel
aliqîntakılmak, asılı kalmak, birbirine dolanmak
alîsorarmut
alistinyalamak
alkolalkolalmaselmas
aloqbademcik
alozkarışık, bozuk, yoz
alozîkaos, karışıklık
altaxîihbar, ispiyon
altaxîkirinihbar etmek
alternatîfalternatif
alûbûnkamaşmak
alûçecan eriği
alûdepisliğe bulaşan
alûle1. dar sokak. 2. koridor.
alûssamimiyetsiz, yapmacık, sahte kibarlık, sahte davranışlı
amadehazır, amede
amadebûnhazırlamak, amede etmek
amadekirin
hazırlamak, amede olmak
amadeyîhazırlık
amajekirinsözetmek, belirtmek
amankap
amasiltihab, ÅŸiÅŸme
ambargoambargo
ambûlansambulans, cankurtaran
ambûrtesisat, enstrüman
ambûrînalet, malzeme
ambûrsaztesisatçı
amêjenalaşım, terkip
amiramir
amîralamiral
amojinamca hanımı ( karısı )
amojkareÄŸitimci, pedagog
amojkarîpedagoji
amperamper
ampûlampul
amûrtesisat, enstrüman
amûrînalet, malzeme
amûrsaztesisatçı
an1. ya, veya (hut), yahut. 2. yoksa. 3. çoğul eki.
an nayoksa
ananasananas
anarşîanarşi
anatomîanatomi
andêrsoyka
angobaÅŸka bir deyiÅŸle, veyahut, yani, demek ki
anîngetirmek
anînbîranımsatmak, çağrıştırmak
anîsanason
anixanason
anjîyada
anketanket
anormalanormal
ansîklopedîansiklopedi
antênanten
antîlopantilop
antrenmanantrenman
antrenorantrenör
aortaort
apamca
apandîsîtapandist
aporeşok veya paniğe kapılmış
aqaralan, yüz ölçümü, arazi
aqilakıl, us
aqilmendbilge, akıllı, zeki
ar1. ateÅŸ. 2. ar, haya.
aram1. huzurlu, dingin, sakin. 2. sabır. 3. huzur, sükunet, gönenç, istikrar.
arambexÅŸhuzurveren
arambûnhuzur bulmak, sakinleşmek
aramdardinlendirici, huzurverici, sakinleştirici, müsekkin
aramgeh1. istirahat yeri. 2. kabir.
aramîhuzur, istikrar
aramxanehuzurevi
aranelem
araqrakı
ararotmama
araskdonatı, teçhizat
arastek1. donanım. 2. ziynet.
arastekirinyöneltmek
arastîbezenmiş, donatılmış, teçhiz edilmiş
arastinbezemek, donatmak, teçhiz etmek
aravbulaşık suyu
ardunardelînun oluğu
ardikirmik
ardû(katı) yakıt
arenaarena
argonateÅŸ rengi
argûnocak
argûşkbademcik
arî1. Hint-Avrupa 'lı. 2. kül. 3. yardım.
arihandinacıtmak, ağrıtmak
arihînacımak, ağrımak
arîktavan
arîkaryardımcı, asistan
arîkarîyardım
arîkarîkirinyardım etmek
arîkarîxwazyardımsever
arîlekadın gibi (görünüşlü) erkek
arimîndinlenmek
aringkoyun ve keçilerin genel adı
arîperweryardımsever
arîşesorun, problem
arîşenmanevi, maneviyat, moral
arîtmetîk
aritmetik
arîxen
emin
arîxenbûnemin olmak
arizîkirinözelleştirmek
arkolkmaÅŸa
arkorkfırın küreği
armancamaç, hedef, gaye, erek
armûşüzüm posası
arodeçok gezen kadın
artêşordu
artêşgehordugah
artêşxaneordu evi
arşîvarşiv
artîşokenginar
arûsalatalık
arûngerik
arvanunarvanediÅŸi deve
arzingçırpı
asankolay, basit
asanîkolaylık
asavur
asayînormal, olağan
asê1. asi, şaki. 2. yalçın, sarp.
asêbûnkapanmak, kilitlenmek, tıkanmak
asêgehkale, müstahkem mevki, hisar
asêkirinkapatmak
asîdasit
asîmangök, gökyüzü
asîtanağıl, havlu
askgeyik
asoufuk
asogehson ufuk
astdüzey
astengengel, güçlük
astrolojîastroloji. bakınız "stêrnasî"
asûdesakin, dingin
asûkalışveriş malzemesi
aÅŸdeÄŸirmen; yemek
aşbûnyatışmak, teskin olmak
aşêfyabani otları ayıklama
aşêf kirinyabani otları ayıklamak
aÅŸikmide
aşîtçığ
aşîtîbarış
aşîtîperwerbarış sever
aşîtîxwazbarış sever
aşkirinyatıştırmak, teskin etmek
aşopîhayali
aşpêjaşçı
aşûjiniplik
aÅŸvandeÄŸirmenci
aÅŸxanelokanta
atmosferatmosfer. ( bakınız seqa)
avsu
ava menddurgun, kirli su
ava tezîsoğuk su
avabûngüneş, yıldız vb. nin batması
avadanbayındır, mahmur
avahîbina, yapı
avakarkurucu
avakirinkurmak, inÅŸa etmek, oluÅŸturmak
avanyardakçı
avasazîmimari
avdansulamak
avdestxanetuvalet
avdonket suyu
avêtinatmak, fırlatmak
avêtin ser cihkîbir yeri basmak
avêtina ber hevatışmak
avgîzsu biriken yer
avîsulak
avîjetemiz
aviksperm, meni
avishayvanların döl tutması
avisbûndöl tutmak
avjenyüzücü
avjenîkirinyüzmek
avrêjtuvalet
avrêjkpisuar
avÅŸilepekmez
avzêmbaharda oluşan geçici pınar
avzêryaldız
avzêrkirinyaldızlamak
awabiçim, şekil, tarz
awanfesad, fitneci
awarhelva
awarteistisna, olağanüstü
awatumut, istek, iÅŸtiya
awazezgi, melodi
awêneayna; açık, belli
awirsert bakış
awirvedanters ters bakmak
axtoprakaxaftinkonuÅŸma, konuÅŸmak
axînsızlama, ah çekmea
xînkişandinah çekmek
axivîndepreşmek, yaranın azması veya yeniden kanaması
axûrahır
ayaacaba
ayendegelecek
ayisandintutuÅŸturmak
ayîsîntutuşmak
azaözgür, bağımsız, gözüpek
azadözgür, hür
azadîözgürlük
azadîxwazözgürlükçü
azibbekar
azîneyöntem, metod
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:01 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
B b
binhişînbilinçaltı
inîalt, dip
binikbardak altı
binkiraskiç çamaşırı
binpêkirinayak altına almak, ihlal etmek
binyadtekel, esas
birbölüm, kesim
bîr1. hafıza, bellek, şuur. 2. kuyu.
biraerkek kardeÅŸ
birandin1. yok etmek, imha etmek. 2. kesmek. Mesela: "der birandin" ağaç kesmek.
bîranînanma
biraşîrsüt kardeş
biraÅŸteizgara
biraÅŸtinpiÅŸirmek
biratîkardeşlik
birayetîkardeşlik
birazavasağdıç
birazîyeğen, erkek kardeşin çocukları
bîrbiryetkin, ergen, reşit, balığ
birçîa
çbirçîbûnacıkmak
birçîtîaçlık
bîrdozîideolojik
bêtewşdengesiz
bêşhalktan toplanan para
beşdarkatılımcı
beşdarbûnkatılmak
birektestere
birêketinyola koyulmak
birêkirinyollamak, göndermek
birêkûpêkdüzenli, sistematik
bireserdilbilgisinde nesne
bireÅŸyoksul
birêvçûnyürümek
birêvebirinyönetmek, idare
birûkaş
biryarkarar
biryardarkararlı
biryardarîkararlılık
biryarnamekararname
biryarstandinkarar almak
biryarwergirtinkarar almak
biserîkirinbaşgöz etmek, evlendirmek
biserûberdüzenli ve planlı
biskzülüfbîskkısa an, lahza
bîska dinbiraz önce
bist1. kavurma sacı. 2. şiş.
bîstyirmi
bîstekêbir saniye
bîşeçalılık
bîşengsalkım söğü
tbîşîorman
bişirîngülümsemek
bişkivînçiçek veya tomurcuk açmak
bişkojdüğme
bişkokdüğme
bitimyabani fıstık
bitir1. çok gelişmiş hayvan yada bitki. 2. azgın
bitirbûnazgınlaşmak
bivçocuklar için tehlikeli, cız
bivê nevêister istemez
bivirbalta
biwêjdeyim
bixapîneyanıltmak
bixemlînesüsletir
bixenqînaboğdurmak
bixêrîşömine, baca
bixurînekaşındir
bixweyiyecek
bixwîneokutmak
biyanîyabancı
biyomuÄŸurlu
bizavhareket, etkinlik, faaliyet
bizdandinödünü kopartmak
bizdînödü kopmak
bizdoneködlek
bîzdozideoloji
bizinkeçi
bizir1. küçük tohumlar. 2. bezir, bezir yağı
bizivînhareketlenmek, kımıldamak
bizmarçivi
bizmikgem, gemcik
bizotkor
bizûzgüve
bo nimûneörneğin, mesela
bobelatfelaket, facia, trajedi
boçik1. kuyruk. 2. izmarit.
boçûngörüş, düşünce
bonemünasebet. "bi boneya..." münasebetiyle...
boqilbaldır
borakadak, kurban
borandin1. afetmek, mazur görmek, geçirmek. 2. geçinmek.
borîgeçen, geçmiş
borîngeçmek
botoluk
boşbol, gür, fazla, geniş (alan)
boşahîbolluk, gürlük
boyaxboya
boyaxkarboyacı
boyaxkirinboyamak
brûsk1. şimşek, yıldırım. 2. telgraf.
brûskvedanşimşek çakması
bûdüğün
bûçûdüğün alayı
buhafiyat, deÄŸer
buhartingeçirmek
buhurîngeçmek, zamanı geçmek
bûjenmateryal, malzeme
bûkgelin, oauncak bebek
bûka baranêgökkuşağı
bûka berfêkardanadam
bûkanîgelinlik
bûkikarpacık
bûnolmak
bûnewercanlı, yaratık
bûnewerîvaroluş
bûrakayınbirader
bûrînböğürmek
bûsepusu
bûyerolay
bûyînolmak
bexişandinbağışlamak, bahşetmek
bextÅŸans, talih
bextewarmutlu
bextewarîmutluluk
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:01 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
C, c
cacirceviz içi bal karışımı bir yiyecek
cahş1. sıpa. 2. işbirlikçi, hain.
camêrcentilmen, cömert
camûsmanda
cancan
canbaz1. akrobat. 2. hayvan alım satımcısı.
canberîkarides
candarcanlı
canecansamimi, içten
cangorîşehit, fedai
canîtay
canikcanan
cankûşhıristiyanları kiliseye çağıran kimse
carkez, sefer, misli, kat
cara paşînson defa
cara pêşînilk defa
cardinyine, yeniden
carinanbazen, ara sıra
carûdkül ve toz küreği
catirkekik otu
cawbez, kumaÅŸ
cawbirmakas
cawîelti
cawkerbez dokuyucusu
caxkorkuluk
cazûcadı, kurnaz veya hileci kadın
cearpa
cebanmezarlık
cebarkırık çıkıkçı
cebilxanecephane
cebirandinkırık ve çıkıkları kaynaştırmak
cebirînkaynaşmak
cedeltartışma
cedewhayvan omuzunda meydana gelen yara
ceharpa
cehdasîtaneleri arpaya benzeyen daha küçük bir bitki
cehimîngebermek, defolmak
cehterkekik otu
cejnbayram
cejnanebayramlık
celaqîiyice koyulaşıncaya kadar kaynatılan pekmez
celebdarkoyun taciri
celewgem
cemyan, yanında
cemawerkitle, ahali
cemedbuzcemedanîbir tür sarık
cemidandindondurmak
cemidîdonmuş
cemidîndonmak
cemserkutup
cenbelîiçimi sert tütün
cendekceset
cengsavaÅŸ, harp
cengawersavaşçı
cengînsavaşmak
cênikfavori, şakak
ceqinbir günlük yürüyüşle alınan mesafe
cercerçırçır
cerdbaskın, saldırı
cerdekorsan, ÅŸaki
cergkaraciÄŸer
ceribandindenemek, sınamak
ceribîndenenmek, sınanmak
cewkırpma makası
cewêleklümpen
cewîçam sakızı
cewrikenik
cêwtikderi kese
cêzçeyiz
cîgirvekil
cigurbir mesire günü
cihyer, mekan. "di cih de" uygun, yerinde. "Di cih de çû!" Hemen gitti. "Cihê daxê ye." maalesef, üzgünüm.
cîhandünya
cîhanîdünyalı
cihêayrı, farklı, değişik
cihê şanaziyêonur verici
cihêrengözgün, farklı
cihêtîfarklılık, değişik
cihûyahudi
cilelbise, giysi
cildankelbise dolabı, gardrop
cilşokçamaşırhane
cinaqlades
cînavkzamir, adıl
cincilîsaf su
cindêazize, güzel
cindîyakışıklı, alımlı, aziz
cinehucu kalın sopa
cinêkirinpamuk toplamak
cinênküçük bahçe
cirsohbet, görüşüp konuşma
cîrankomşu
cîrantîkomşuluk
ciskireç
cisanekireç ocağı
civaktoplum
civakîtoplumsal, sosyal
civaknassosyolog
civaknasîsosyoloji
civandintoplamak, biriktirmek
civattopluluk
civîntoplantı.
civîna çapemeniyêbasın toplantısı
ciwangenç, güzel, yakışıklı
ciwanîgençlik
ciwanikbayan, hanımefendi
cîwaryöre, bölge, mekan
cixirandinkışkırtmak, tahrik etmek
cixirîntahrik olmak
ciyawazfarklı, ayrı, değişik
ciyawazîfarklılık, ayrılık
cokanal, ark
cobardere
cokkanal, ark
colkarışık, heterojen
computerbilgisayar, computer
conegatosun, dana
cotçift
cotbûnçifteşmek
coÅŸandincoÅŸturmak
coşîcoşku, heyecan
coşîncoşmak
cotkarçiftçi
cotkirinçift sürmek
cûbirkcırcır böceği
cudaayrı, farklı
cudahîfarklılık
cudaxwazayrılıkçı
cûmsakız
cunûtinıslak toprak
cur bi curtürlü türlü
curetür, çeşit
cûrnikkar sularının biriktiği kaya üstü çukurcuklar
cûtinçiğnemek
cuwaryem torbası
<!-- / message --><!-- sig -->
__________________
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:01 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
Ç, ç
çakiyi hoşçakbûniyimser, hoşörülüçal1. çukur. 2. kuyu.çalakfaal, aktif, atikçalakdareylemciçalakîeylem, etkinlikçalkandinçalkalamakçalkiringömmekçandkültürçandîkültürelçandinekin ekmek, fidan vb. sebze dikmek (ekmek)çandinîziraatçandiyarziraatçıçapmatbacılık, baskı, basımçapbûnbasılmakçapemenîbasınçaperyazıcı, printırçapgermatbaacıçapkirinbasmakçapxanematbaaçarbûnmeydana gelmek, oluşmakçarçeksilahşörçarçîkbataklıkçarderkapı çevçevesiçarenûs1. kader, yazgı. 2. akubetçareserbûnçözülmekçareserîçözümçareserkirinçözmekçarîndörtlükçarkirinmeydana getirmekçarmedordört tarafçarmêrkîbağdaş oturma şekliçarnikardört tarafçarpînemecazi anlamda döenek, kaypakçartaqçardakçartekdört dörtlükçartıltırmıkçarweparmaklara takılarak çalınan araççavgözçavbeloqpatlak gözlüçavberdangöz koymakçavbirçîaç gözlüçavdêrîgözlem, izlenimçavdêrxanegözetimeviçavfirehcömert, eli açıkçavîbölme, gözenek, gişe, hücreçavînîbûnnazara gelmekçavînîkirinnazar etmekçavkanîkaynak, kaynakçaçavlêbûngözü olmak, gözetlemekçavlêgerandingözden geçirmekçavnebarkıskanççavnebarîkıskançlıkçavnêrgözlemciçavpêketin1. gözüne ilişmek. 2. ropörtaj.çavqîçkiringöz kırpmakçavqurcandingöz kırpmakçavsivikhor görençavsorzalim, gözü kan bürümüş kişiçavtengcimri, pintiçavşûjinçekik gözlüçawyaş ağaç, çubukçawanasılçawanînitelikçaxvakit, dönemçayçayçaydankçaydanlıkçaygerçaycıçayxaneçay eviçêiyiçêbûnolmak, oluşmak, düzelmekçêbuwarsuni, yapayçêjtatçêjandintatmakçêjdarlezzetli, lezizçeksilahçekbendyelekçekdarsilahşör, militançêkeryapıcı, tamirciçêkirinyapmak, oluşturmak, tamir etmekçêlkayaçêlekinekçelengyakışıklı, görkemli, atik, cesurçelikyavru, civcivçelitînbir şeyin kabuğunun soyulmasıçêlkirinsözetmek, bahsetmekçelqînçalkalanmakçelûsçok soru soran, ısrarcıçelzimançok konuşan, gevezeçemnehirçemandineğmek, bikmekçembilkulp, sapçemçûryaprak bitiçemçûscimri, pintiçemîhanîdutlukçempalbüyük yük üzerine konan küçük yükçençûzcimriçendkaç, birkaç. "çend zarok." birkaç çocuk.çendînînicelikçenebazgevezeçeng1. avuç. 2. kulaç.çênîkuş yemiçep1. sol. 2. solak.çepelpis, kirliçepersiper, mevziçepgirsolcuçepikalkışçepiklêdanalkışlamakçepildirsek ile omuz arası kısmı.çeprastçapraz, çapraşıkçeqçeqok1. değirmen taşının ayar çubuğu. 2. mantar tabancası.çeqenesedir ağacına benzer bir ağaççêrküfür, sövgüçêrandinotlatmakçêrbazküfürbazçêreotçêregehotlak, meraçêrekküfürbazçêrînotlanmakçerixînkendi ekseni etrafında dönmek.çêrlêkirinküfüretmek, sövmekçermderiçermesorkızılderiliçêrtkuş dışkısıçerx1. çark. 2. kalem tıraşı.çerxetûntavaçespandinispat etmek, saptamakçêtîkirinparçalamakçetirdaha iyi, tercih edilirçewalçuvalçewsandinsindirmek, ezmekçewsînerbaskıcı, zorbaçewtyanlışçewtîyanlışlık, yanılgıçexerayakçêyîiyilikçine. "Çi bû?" Ne oldu?çiçikinsan memesiçiftexaspatiskaçîk1. kıvılcım, pırıltı. 2. şey, yani anlamında sözcük.çikandin1. suyu kesmek veya kurutmak. 2. ağaç, direk vb. dikmek.çiksayîaçıkmavi gök, bulutsuzçilkırkçîleçepzikzaklı dağ yoluçilekobur, pisboğazçilemînkırkıncıçilfisaşıran, çırpançilfisandinaşırmak, yürütmekçilîçilîyarasaçilizîneşya veya yiyecek dilenmek, otlanmakçilmsümükçilmisandinsoldurmak, pörsütmekçilmisîsolgun, solukçilmisînsolmak, pörsümekçilmosümüklüçilo1. nasıl? 2. yaprakları dökülmeden kesilen ve daha sonra kurutulan ağaç yaprakları veya dalları.çîmbacakçimaneden?, niçin?çimanbir şeyin bir parçasının kesilmesi anlamında fiil.çimkîçünküçîn1. desen, nakış, oya. 2. sınıf.çînayetîsınıfsalçinîn1. biçmek. 2. nakşetmek.çîpbaldırçipîskfiskeçîqalzayıf, cılızçiqasne kadar?çiqinîkabızçiqinîbûnkabız olmakçiraçıra, lamba, fener, fanusçirandinyırtmak, mecazi anlamda palavra atmak.çirçîrokmasalçîrikmeyvaların kurutulmuşuçirikandinhallaçlamakçirikvanhallaççirînyırtılmakçirksaniyeçîrokmasal, öyküçîrokbêjmasalcıçîroknivîsöykü yazarıçirûsînparıldamak, parlamakçirûskkıvılcım, parıltıçirxatkirindeğirmeni durdurmakçîtbir yazma türüçivdolambaç, dolambaç, zikzakçivankaytarmak, kıvırmakçivîkserçeçiyadağçiyakêşdağcıçîzat sineğiçizirînsızmakçoçubuk, deynekçogandeynek, bastonçolbirkestirme yolçolikhelaçolistançöl, kırçongdizçopgaspçopandingasp etmekçopîkahmakçoqilayakçorspatavatsız, kaba sapaçortankurutulmuş çökelekçovçubuk, deynekçûkserçe, bıldırcın vb. kuşlarçûlehalkı güldürençûngitmek, gidişçûrkumralçûyîngitmek, gidiş
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:02 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
D, d
da1. önek olarak kelimeye alçaltıcı, indirici anlamını katar. 2. sıfat eki olarak, "de", "da", "den", "dan" anlamını verir. 3. "dan" fiilinin dili geçmiş zamanı. 4. anne.dabtuzakdabaş1. konu, bahs. 2. araştırma.dabêlandinyutmakdaberizînsaldırmak, çatmakdabeşkısım, parçadabeşkirinbölmek, taksim etmekdabînkiringaranti etmek, güvenceye almakdabirapostrofdaçekdilbilgisinde edat, ilgeçdaçikandinağaç, bayrak vb. dikmekdadadalet, hukukdadankapatmak, örtmekdadgehmahkemedadgeha lihevanînêsulh mahkemesidadgeha sezayîceza mahkemesidadgerhakimdadkirinyargılamakdadyaneadildagerandinbirşeyi aşağı doğru çevirtmek veya indirtmekdagerînaşağıya doğru inmekdagirkerişgalcidagirkirinişgal etmekdagirtindoldurmak, istila etmekdahatininmekdahatûgelecekdahênanyaratmak, icat etmekdahêneryaratıcı, mucitdaholdavuldaholjendavulcudahûrandinçözümlemek, analiz etmekdahûrînçözümleme, analizdaketininmekdalandehlizdaliqandinasmakdamanetekdamezrandinkurmakdamezrînerkurucudamilandingözlerini yummakdamilîngözlerin yumulmasıdan1. vermek, ödemek. 2. dövme buğday. 3. günün öğünleri.danasîntanıtımdaneveridane berhevkarşılaştırmak, mukayese etmekdane peytakip etmekdanezanbildirge, tebliğdangekışın hayvanlara yem verilen yerdanîn1. koymak, indirmek. 2. kurmak.daniştinoturmakdanûkaynatılmış buğdaydanûstandin1. ilişki, alaka, diyalog. 2. alışverişdanzanînbildirmek, belirtmekdapalandindamıtmak, süzmekdapalîndamıtılmak, süzülmekdapêjtinbudamakdapîrbüyükanne, ninedaqoqtokmak, kapı tokmağıdaqurtandinyutmakdar1. ağaç, odun. 2. sonektir. veren, emreden, hükmeden anlamına gelir. "fermandar" (buyuran, emreden, komutan, amir gibi). 3. meyve isimlerine göre ağaçları isimlendirir. 4. idam sehpası. 5. sözcüğe "lı", "li" vb. sahiplik eklerini takar. 6. sopa, kalın değnek.daramaliyedarayîmalidarbest1. tabut. 2. sedye.dardekirin1. asmak. 2. idam etmek.darê dinyayêyeryüzüdarêjtintüretmek, yaratmakdarînahşapdaristanormandarizandinyargılamakdarkutikağaçkakandasorakdasî1. kılçık 2. arpa, buğday başağındaki uzantılar.daskêşorakçıdaşirtuvalet, heladavetnamedavet, davetname, çağrıdawetekdawerivandindurulmakdawerivîndurulanmakdawestînayakta durmakdawetdüğündaweşandinsilkelemekdawetîdavet, davetname, çağrıdawîsondawîlêanînsonuçlandırmakdawîlêhatinsonuçlanmak, bitmekdaxkederdaxbarkederli, üzgündaxistinindirmekdaxkirindağlamakdaxuyandinaçıklamakdaxuyanîaçıklamadaxwarin1. çekinmek, itaat etmek. 2. içine atmak.daxwazistek, talep, arzudaxwaznamedilekçedayendeveren, vericidayîak asma, ören gülüdayikana, annedayinvermek, ödemekdê1. ana, anne. 2. ecek, acak eki katan gelecek zaman eki.debankılıcın demir bölümüdebargeçim. "Debara xwe kirin." geçinmekdebengahmak, gerizekalıdeferbanedefandinitmek, itelemekdegel1. komik. 2. cesaret. "bi degel" cesaretli.dehfdanitmekdehîadak, kurbandêhndikkat. "dêhna xwe dan" dikkat etmek, yoğunlaşmak.dejniktere otudek û dolaphile, entrikadêl1. bedel, bir şeyin yerine verilen. 2. kancık. 3. yerinde, yeri.delalsevgili, azizdêlegurdişi kurtdêlemarkertenkeledêlîüzüm asmasıdêlik1. kancık, mecazi anlamda kahpê, kalleş. 2. dişi köpek.delîvefırsat, imkandemzaman, vakitdêm1. susuz veya çorak arazi. 2. yanak.demankiradêmanyerleşik, yerlidemandarkiracıdemankarkiraya verendemankirinkiralamakdêmarîüvey annedembûhêrksohbetdemdemîkararsız, tutarsız, geçicidemîngeçici, sürelidemjimêrsaatdemsalmevsimdendikçekirdekdeng1. ses, seda. 2. oy.dengazkonuşkan olmayandengbêjşarkıcı, türkü söyleyen, masal anlatan halk ozanı, ses sanatçısıdengdan1. seslenmek. 2. oylama, oylamak, nam salmak.dengdardilbilgisinde sessiz harfdengdêrdilbilgisinde sesli harfdengikkursakdengkirinkonuşmak, seslenmekdenglêkirinseslenmekdengûbashaber, havadis, ajansdengvedanyankı, yankılanmakdepyassı tahtadepreşkara tahtadeq1. metin, teks. 2. büyük aşık kemiği. 3. puan. 4. dövme. 5. benek.deqaqütüdeqelsert toprakdeqkirindövme yapmakdeqlûstakla atmader1. dış, dışarı. 2. hariç. 3. yer.dêrkiliseder barilgili, hakkındaderametgelirderanînçıkarmakderavçamaşır yıkamaderbasbûngeçmek, aşmakderbaskiringeçirtmek, aşırmakderbenelbise askısı, vestiyerderbirinifade etmekdercawelbeziderçikeşikderçûnçıkmak, görünmekderddert, acı, hüzünderdanikyoğurt yada peynir süzülmesinde kullanılan bezderdekopantatanosderdestkirintutuklamakderdmenddertli, acılı, hüzünlüderdorçevre, etrafdêrefistanderekbelirsizderencebasamak, merdivenderenggeçderengmayîngeç kalmakderewyalanderewînyalancıderewkaryalancıderewkirinyalan söylemekderfetimkandergehgiriş kapısı, büyük kapıdergevankapıcıdergîlağaçtan örülen kapıdergistînişanlı, sözlüdergûşbeşikderhêneryönetmenderhûdkefilderhûdekefaletderhûdnamekefaletnamederîkapıderîçekapakçıkderîçeyên dilkalp kapakçıklarıderînçıkış kapısıdêrînasil, soylu, antika, kadimdêriskirinviran etmekderîzankapı önüderizandinçatlatmak, yarmakderizînçatlamak, yarılmakderkenarilişikteki not, anekdotderketinçıkmak, çıkışderketina holêortaya çıkmakderketina nêçîrêava çıkmak, avlamakderkirinçıkarmak, kovmakdermalebesi hayvanıdermanilaçdermanafiroşeczacıdermanxaneeczahanedernixûnkapkacak ve paketlenmiş şeylerin ters çevrilmesiderpêdon, tumanderşobulaşık beziderûderçevre, etrafderûnpsikolojiderûnîpsikolojik, ruhidervedışarı, dışardadervekirinsoymak, çalmakderveyîdışsal, hariciderxistinçıkarmakderxûntencere kapağıderyadenizderyevandenizciderzçatlak, yarıkderzîiğnederzîdankiğnelikderzîlêxistiniğne yapmakderzîreqtoplu iğnedesteldestarel değirmenidestavêtin1. el atma. 2. sataşmak, sarkıntılık yapmak.destavxanetuvaletdestbendkelepçedestbirak1. kan kardeş, sırdaş. 2. sağdıç.destbûrîsözüne önem verilmeyendestdandokunmakdestdirêjîmüdahale, tecavüz, cinsel tacizdeste1. buket. 2. kurul. 3. askeriyede takım.destêkarmüdahelecidestexwişkahiret kardeşi, sirdaşdestgehatölye, tezgahdestgirtînişanlı, sözlüdesthilatdariktidar olan, egemendesthilatîiktidardestiktutamak, kabza, sapdestjêberdanbırakmak, vazgeçmekdestkeftîkazanımdestmal1. mendil. 2. havlu.destmêjşikandinabdest bozmakdestnimêjabdestdestnimêjgirtinabdest almakdestnîşankirinsaptamak, tespit etmekdestnivîselyazısıdestpêkbaşlangıç, girişdestpêkirinbaşlamak, girişmekdestşoklavabodestûizin, müsaadedestûrdanizin vermek, müsaade etmekdestûrnameicazetname, onay, diplomadestxweşîlêkirinbaşarı dilemekdestxwişksırdaş, kankardeşdeştova, düzlükdevağızdev jê berdanvazgeçmek, boşvermekdevavêtinsataşmak, laf atmakdevbelaşboş konuşan kimsedeveryöre, bölgedeverîyerel, mahallidevîçalılıkdevikkapakdevistançalılıkdevjenîağız dalaşıdevkîsözlüdevlikengüleryüzlü, neşelidevlingpantolon paçasıdevmirîsessiz, konuşmaktan acizdevnermtatlı dillidevokağız, şivedewayrandewdewpapağandewikkızmış yağın tortusudewisandinbastırmak, sıkıştırmak, basmakdewisînsıkışmak, basılmakdewixandinbayıltmakdewkilayran yayığıdewlemendzengindewlemendîzenginlikdewrazebüyük atdewreyanlış, hatalıdewsyer, izdewxbaş dönmesidexeskıskançdexesîkıskançlıkdexltahıl, hububatdeydiksalıncakdeynborç, veresiyedeyndanborç vermekdeyndarborçludeyndêralacaklıdeynstandinborç almakdeyzkış için saklanan hayvan yiyeceğidezgeh1. kurum, kuruluş. 2. tezgah.dezîince iplikdi1. fiillerin şimdiki zaman halini sağlar. Mesela: dikim, diçim... 2. türkçede "de", "da", "te", "ta", "den", "dan", "içinde" gibi fiil eklerin ve edatların yerini alır. Mesela: "di (3 roja de)" üç günde, üç gün arasında
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:02 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
D d
di vî warîdebu konuda, bu alandadi heman rojê deaynı gündibe kubelkidibetîolasılıkdibistanokuldibistana amadehiyêlisedibistana navînortaokuldibistana seratayîilkokuldîdargörüşmedifnburundigelile, birliktedihindanönem vermekdijkarşı, antidijberkarşıt, muhalifdijmindüşmandijminahîdüşmanlıkdijûnküfür, sövgüdijwarzor, çetindijwarîşiddet, güçlük, zorlukdiksahne, sekidîkhorozdilgönül, kalp, yürekdîlesir, tutsakdîlandüğün, eğlencedîlangirtinhalay çekmekdilawêrcesur, yüreklidilbazcilveli, albenilidilbikuldertli, kederlidildangönül vermekdildaraşık, sevdalıdilfirehsabırlı, rahatdilgermsamimi, içtendilgeşneşeli, coşkuludilgiranîburuklukdîlgirtinesir almakdilhebûnniyeti olmakdilhênikbûnferahlamakdilhişktaş kalplidilînhis, duygudilketîaşıkdilkirinistemek, niyetlenmekdilmayinkırılmak, alınmakdilmêrafadan yumurtadilnermyufka yüreklidilnizmalçak gönüllü, mütevazidilodînkararsız, delidoludîlokhalayda söylenen türküdilopdamladilopkirindamlamakdilovanalçakgönüllü, şefkatlidilpaktemiz kalpli, faziletlidilqkılık kıyafetdilsaristeksizdilsozsözüne bağlı, sadıkdiltengsabırsız, sıkkın, tahammülsüzdiltenikyufka yürekli; duygusaldiltepînkalp çarpıntısıdiltezînelim, acıdilşasevinçli, neşelidilxwazistekli, meraklıdilxweşmemnundilxweşîmemnuniyetdilxwexbûnmemnun olmakdîmengörüntüdimspekmezdîndeli, çılgındîn û hardelirmiş, azgın, çıldırmışdînbûndelirmekdînikhafif meşrefdînkirindelirtmekdinyadünyadinyadîtîgörgülü, edeplidinyanedîtîgörgüsüz, kabadirandişdiranbeşdişlekdirandinyırtmakdiranqîçdişlekdiransazdişçidiravparadiravnamebütçedirefş1. sancak, fılama 2. simge, semboldirêjuzundirêjahîuzunlukdirêjbûnuzanmak, uzamakdirêjîpêdandevam etmekdirêjiya salêyıl boyuncadirêjkirinuzatmakdirîdikendirindeyırtıcı, vahşidirîreşkböğürtlendîroktarihdîrokîtarihidîroknastarihçidirûşmeslogandirûşme qîrandinslogan atmakdirûtinelbise vb. dikmekdirûvçehre, görünüm, eşgaldirûvpêketinbenzemekdîsayine, genedîsgotinnakaratdîtbarîgörseldişbaldızdîtingörmek, bulmak, görüşdîtirbaşkası, ötekidivêmecbur, zorunlu, elzemdivêtmecbur, zorunlu, elzemdivêtîzorunluluk, mecburiyetdîwarduvardîwarlêkirinduvar örmekdiwarojgelecekdixapînekandirmakdixebiteçalışıyordixemilînesüsletmekdixeniqîneboğdurulmakdixitimînetıkandırmakdixurînekaşıtmakdixweyemek yiyiyordixweredîtinüşünmemek, erinmemekdixwezeistiyordixwîneokuyordiyarbelli, belirgin, açıkdiyardeolgu, fenomendiyarîarmağan, hediyediyarîkirinhediye vermek, ithaf etmekdiyarkerbelirleyicidiyarkirinbelirtmekdizhırsızdîzçömlekdizekhırsızlığı seven, klaptomandizîhırsızlıkdîzikçömlekdizîkagizlicedizînçalmak, yürütmekdizûtirîn katê deen kısa zamandadobelanbir mantar türüdojederabse, cerehatlı yaradojehcehennemdolvadidolmendzengindolmendîzenginlikdomansüreçdomandinsürdürmek, devam ettirmekdomdarsürekli, daimadomîndevam etmek, sürmekdoniç yağdoqçomakdor1. çevre. 2. sıra.dorhatinsırası gelmekdorlêgirtinçevrelemek, güç duruma düşürmekdormandoretraflı, kapsamlıdorpêçkirinablukaya almak, kuşatmakdostdostdostanîdostlukdotkızdoşanîsağmal hayvandotinsağmakdotirertesidotira rojêertesi gündotmamamca kızıdoxînuçkurdoxînsistzampara, çapkındozülkü, dava, mücadeledozgersavcıdozîniçgüdüduikidû1. arka, arkası. 2. duman. | |