| Author |
Message |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
F, f
fafikkekemefantêniskambil oyunufatereşkdalakfaşyüz kızartıcı, utanılacak söz veya davranışfaykekazakfêsara hastalığıfêdarsaralıfedîutançfedîkarutangaç, çekingenfedîkirinutanmakfedîyokutangaç, çekingenfehmkirinanlamakfêkîmeyvefelatkurtuluşfêmanlayış, kavrayışfêmkirinanlamak, kavramakfêmkordarkafalı, anlayışsızfenagibi, aynısıfeqtuzakfeqedin öğrenimi gören öğrencifeqîdin öğrenimi gören öğrenciferteksayı. "ferek sol" bir tek ayakabı.ferasetanlayışfêrbûnöğrenmek, alışmakferegerek, lazımferfûrporselan, seramikfêrgehokulferheng1. kültür, örf, adet. 2. sözlükferhengokcep sözlüğüferiştehmelekfêrkirinöğretmek, alıştırmakferman1. buyruk, emir, talimat. 2. katliam, soykırım.fermanbermemurfermanrakirinkatliam veya tecrit kararı almakfermîresmifermobuyrunferşbûnmahcup olmakferşkirinmahcup etmekferxerkek piliçferzînsantraçta vezir taşıfesalbiçim, ölçüfetilîndolanmak, dönmekfetisandinboğmakfetisînboğulmakfetrûmaşıfetrûmkirinaşılamakfewikandinbir işi elden kaçırmakfewikînbir şeyin elden çıkması, telef olmakfihêlaklanmafihêlkirinaklamakfikarendişe, kaygıfikirîndüşünmekfilehgayri müslimfilitînkurtulmak, kurtuluşfincikzıplamafindmumfindankmumfîntozcilveli, süslü bayanfîqandinıslık çalmakfîqerojkmantarfirandinuçurmakfiraqkap, kabkacak, bulaşıkfiraqşokbulaşık makinasıfiravînöğle yemeğifirawangeniş, kapsamlıfirehgeniş, bolfirehbûngenişlemekfirehîgenişlik, bollukfirehkiringenişletmekfirfatyırtık pırtıkfirfazzıplamafirijînhayvan aksırmasıfirînuçmak, uçuşfirisandintıkamakfirjhayvan aksırığıfirk1. seyrek. 2. kramp, kasınç. 3. aralıklı.firkandinovmakfirkbûnseyrekleşmekfirkkirinseyreltmekfirmêskgözyaşıfirnikburun deliklerifirokehelikopterfiroşgehmağaza, dükkanfiroşkarsatıcıfirotinsatmakfissessiz yellemekfisegur1. bir yabani mantar türü. 2. yırtık pırtık.fisekosurukçufisikîn1. bükülmek istenen değeğin çatlaması. 2. yürüken ayağın kayması.fisirîntüymek, sıvışmak, kaytarmakfîskanîküçük, ufakfismirîsinsifistiqînburkulmakfistoqî1. evde durmayan kimse. 2. evde durmayan köpek.fisûkokarcafîtêşırfıntı, sürtükfişar1. baskı, zor. 2. saçma veya absürd söz.fişkirinsümkürmekfîtikıslıkfîtiklêxistinıslık çalmakfîtnekarkışkırtıcı, provakatör, fitnecifîzaryardım isteyen kimsenin bağırma sesifortpalavrafoteçarşaffûrandintaşırmakfûrînsüt, yemek vb. şeylerin taşması
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:04 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
G, g
gaöküzgaçêrînuzun kuyruklu sığır ve tipi hayvanların sırtında parazit toplayan serçe tipi bir kuş.gadaninek ve boğayı çiftleştirmekgadarsığır otlak yerigadoştoprak kapgajyumakgakovîyabani öküz, bufalogalegalkonuşma, sohbetgalegalkirinsohbet etmek, çene çalmak, geyik muhabetigalteşaka, alaygaltefistembelgamêşmandagamirokyeni doğan çocukların yakalandığı bir tür hastalıkgan1. can. 2. sağmal hayvan memesigandîliri sağmal hayvan memeleriganîcanlıgaranbüyük baş hayvan sürüsügaringharman sırasında öküzlerin pisliklerini almak için altlarına konulan bir kapgarismısır, darıgarniganiçinde süt gibi bir sıvı bulunan bir bitki türüdür. Bu sıvı müshildir.gartekızakgasinsaban demirigav1. adım. 2. an. mesela: "gavadin" biraz önce. "vê gavê" şimdi, şu an.gavansığırtmaçgavavêtinadım atmak, işe başlamakgavedinbiraz öncegayincinsel ilişkide bulunmakgaztepenin en üst noktasıgazgazuğultugazîçağrı, seslenişgazîkirinçağırmak, seslenmekgazinsitem, şikayetgazînamecelpnamegazindokçok sitem edengazîvantellalgazîzincir kurdugazûzgüvegêçalçıgêçkirinalçılamakgedadilenci, yoksulgedandindilenmekgedeerkek çocuğugeftehditgefandintehdit etmekgeflêxwekirintehdit etmekgefoktehditkargehbazen, arasıragêjsersemgêjbûnsersemleşmekgêjkirinsersemletmekgejmirandinöğütmekgelhalkgelac1. fitneci. 2. münakaşagelacîkışkırtıcılık, fitnecilikgelalebademcikgelawêj1. ağustos ayı bn. "tebax". 2. venüs gezegeni.gelekepey, çok, hayligelempergenel, kamugelemşesorun, ihtilafgelendarbüyük ve iri direkgelêrîanonim, folklorik, otantik, halkla ilgiligelhenüfusgelî1. vadi, boğaz, dargeçit. 2. ey hitap ünlemi. "Gelî zarokno!". Ey çocuklar!geloacabagelşihtilaf, fikir ayrılığı, sorungelwazceviziçi ve incir gibi yemişlerin takılıp dizildiği iplikgemarpis, pislik, kirli, kir, pasakgemaro1. ambargo. 2. abluka.gemirandinbir şeyin biçimini bozmakgemorhafif acıya çalan tatgengazmümkün, olanaklıgengeşîtartışma, münakaşagenîkokuşmuşgenîbûnkokuşmakgenijînkokuşmakgenimbuğdaygenûscimrigep1. yanak. 2. lokma.ger1. eger, şayet. 2. gezi, seyehat. 3. ters akıntı. 4. arama fiili mesela: "Ez li hevalê xwe gerîyam." Ben arkadaşımı aradım.gerandolaşmakgerandingezdirmek, dolaştırmak, idare etmek, yürütmekgêrbûnyuvarlanmak, devrilmekgerdankovmakgerdenboğaz, çene altıgerdengazuzun boylugerdenîtasmagerdûmkağnıgerdûnevrengerdûnîevrenselgeremolkalabalık, karışıklıkgerewrehingêrikkarıncagerîngenmek, dolaşmakgerînekgirdapgerînendedirektör, müdürgerisandinezmek, çiğnemekgêrkirindevirmek, yuvarlamakgermsıcakgermahîsıcaklıkgermavkaplıcagermbûnısımakgermîbulgur pilavıgermiyankışlakgermjimêrtermometregermkirinısıtmakgernameseyahatnamegernasyiğit, kahramangerokseyyah, gezgingerranvaryozgêrûseeldeğirmenigeşcanlı, gürgeşbîniyimsergeşedangelişmegeşepêdangeliştirmekgeştgezi, seyahatgeştiyarturistgeştiyarîturizmgevez1. kızıl, gül regi. 2. boyada kullanılan kımızı bir ilaçgevizînağınmak, debelenmekgewrboz, ağarık, beyazımtırakgewrebüyükgewşînözellikgez1. ılgın ağacı. 2. ısrık.gezekısırgan otu. bn. "gezgezk".gezendeısırıcıgêzerhavuçgêzgêrikbaş dönmesigezgezkısırgan otu.gêzîsüpürgegêzirandinoyalamakgêzîvansüpürgeci, çöpçügezkirinısırmakgezokudret helvası.geztinısırmakgibîsedört yılda bir şubat ayının 29 çekmesigihanulaşmak, varmak, yetişmekgihandinyetiştirmek, ulaştırmakgihanekbağlaçgihîştinyetişmek, ulaşmak, olgunlaşmakgijbûn1. tüylerin dikenleşmesi veya diken diken olması. 2. hayvanlarda saldırma sırasında tüylerin kabarması veya dikenleşmesi.gijlokdolu yağışıgil1. kil. 2. yuvarlak, yuvarlamak gibi kelimelerin kökü.gilarçene altından sarkan tombul etlergilarekütükgildeyumakgildêmaayçiçeğigilîşikayetgilîdarşikayetçigilikbızır, kilitorisgilîkirinşikayet etmek, yakınmakgilokyumakgilolîyuvarlanan herhangi bir şeygindirandinyuvarlamakgindirînyuvarlanmak, devrilmekgindor1. luğ, silindir. 2. kavun.ginginokburnundan konuşangirbüyük ve iri tepegîrkabızgiramîsaygı, hurmetgiramîgirtinsaygı göstermekgiran1. ağır, yavaş, zor, pahalı. 2. ciddi mesela: "giranbe!" ciddi ol!.giranbihadeğerli, pahalıgîrandinağlatmakgiranîağırlık, pahalılıkgirarbulgur pilavıgiravadagîrbûnkabız olmakgîrekabız olangirêcanruhi sıkıntı, stresgirêdanbağlamak, düğümlemekgiregirileri gelen, elit, eşraf, asil kimsegirêhişkkör düğümgirêk1. düğüm. 2. bağlaç. 3. budak.girfancepgirgînazgın, öfkeligirgirikçocuk arabasıgirgirokel arabasıgirhandelik veya bir gediğin kendiliğinden kapanması haligirîağlamagirînağlamakgirîngönemli, mühim, gerek(li)girîngîönemgirîngîdanönem vermek, önemsemekgirnijandin1. gülümsetmek. 2. katlamak.girnijîngülümsemek, tebessüm etmekgirnozpürüzlügîrobûnertelenmekgîrokirinertelemekgiroveryuvarlak, küregirsiri, büyükgirsekitlegirseyîkitleselgirtekmakbuzgirş1. kiriş. Üzerinde döşeme tahtalarını mıhlamak üzere kılıçlama yerleştirilen uzun yassıca direk, 2. hatıl. Duvarı berkitlemek için taşların arasına yatırılan direk. 3. cüsse. Canlıda iri gövde.girtîtutsak, mahkumgirtîgehcezaevi, hapishanegirtinalmak, yakalamak, kapmak, tutmak, tutuklamakgirûzpürüzlügiryandinağlatmakgîtkışın belirli soğuk günlerigiştüm, bütün, tamamgiştîgenelgîtikkaval kemiğigivîiçine maya atılmış sütgiyaotgiyancan, ruhgiyanewercanlıgiyanî1. canlılık. 2. ruhsal.gizgizîn1. karıncalanmak. 2. sıtmadan kaynaklanan titreme.gîzrene yaş ne kuru ağaçgobilîna bêesintigoçavikgözlükgoçkenasırgokbazfutbolcugolikbuzağıgom1. yazlık ev. 2. küçük göl, gölcük. 3. köm. 4. suskun pek az konuşan. 5. ortalıkta görülmeyen, kendisinden haber alınmayan, kayıplara karışan. "zarok gombû" çocuk kayıplara kaıştı veya çocuk ortalıktan kayboldu.gomik1. küçük kulübe. 2. kuzu, oğlak ve buzağıların konulduğu havlugopalbastongormezargoranî1. kürtçenin bir lehçesi. 2. şarkı, türkü.gorevanmezarcıgorîkurban, fedakarlıkgoristanmezarlıkgornebaşvaşakgornebeşkvaşakgornepişkmezar soyguncusugosanağustos böceğigosartmerezil, gülünç duruma düşmüşgotar1. makale. 2. nutuk.gotegotsöylentigoştetgoştîtuzlanıp kış için saklanan etgoştpereceningotinsöylemek, demekgotindarsözü söyleyengotûbêjsöyleşi, tartışmagoveşahitgovendhalaygovendgerhalay çekengoyendesöyleyen kişigoyinnöbet sırasıgoyingernöbetçigûbok, insan dışkısıguhkulakguharküpeguhartindeğiştirmek, değiştirme, değişimguhbirinbaşının etini yemekguhdandinlemek, dikkate almakguhdardinleyiciguherağılguherbardeğişken, değişebilirguherîndeğişmek, değişimguherînkardeğiştirci, değiştirenguhertoversiyonguhêzbarmobil, taşınabilirguhêztin1. nakletmek, aktarmak, ulaştırmak. 2. tayin etmek. 3. gelini baba evinden damat evine götürmek.guhlêbûn1. duymak, işitmek, farkına varmak. 2. bakmak, dikkat emek. "Guhê te li mal be." Eve dikkat et. veya Eve bak.guhlêdêrandinkulak kabartmak, dikkat etmekguhnedarumursamaz, aldırmazguhrepkepçe kulakgûkirinsıçmakgulanmayıs ayıgulekurşungulebarankirintaramak, kurşuna tutmakguleberbiroayçiçeğigulebûkgelincikgûlî1. ağaç dalı. 2. saç örgüsü.gulkelemkarnıbahargumanşüphe, kuşkugumanbarbûnkuşkulanmak, şüphelenmekgumgumokkertenkelegumşlokmaguntaşakgûnrenkguncawuygun, müsaitgundköygundî1. köylü. 2. cahil, kaba kişi.gunehgünahgunehdaweşandingünah çıkartmakgunehkargünahkar, suçlugunehpêhatinacımakgungilîkıvırcıkgunoyîtaşak fıtığıgupiktopukgur1. kurt. 2. gür, canlı.gurçikböbrekgurê mancomasallarda adı geçen ve öcü olarak anılan mitolojik kurtgurêxkurt köpeğigurî1. uyuz. 2. kel, saçsız.gurîbûnuyuz olmakgûstêrkateş böceğigustîlyüzükguşîsalkımguvaştinsıkmakgûzanusturaguzvanyüksekgwîzekbaldır kemiği (ayak bileğinin iki yanındaki ceviz şeklindeki kemik
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:04 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
H, h
halannarahalandinnara atmakhandanteşvik etmek, motive etmekhandêrteşvik edicihanêböyle, şöyle, öyle, söz konusuharkuduz, azgınharbûnkudurmak, azmakharkirinkudurtmak, azdırmakhata îrobugüne kadarhate hetayêsonsuza kadarhaşsakın, yatışmışhaşbûnyatışmak, teskin olmakhaşîsuskunlukhaşkirinyatıştırmak, teskin etmekhaşûyüz ile astarın arasına yayılarak doldurulan pamukhatin1. gelmek, geliş. 2. gelir.hatorkireç taşlarını dövmekte kullanılan tahta tokmakhaveynmayahaveynbûnmayalaşmakhaveynkirinmayalamakhavilyarar, faydahavînyazhavîngehyazlıkhavlêksüpürgehavoksazî1.sentaks. 2.cümle bilgisihawarimdat, yardım çağrısıhawî1. sürüden ayrılıp başka sürüye katılan koyun. 2. yarı deli, çılgınhawîn hatincanı sıkılmamakhawirçevrehawirdeithalathawirdoretrafhawirparêzçevrecihawranpelerinhayhaber, bilgihaydarhaberdar, bilgilihaydarbûnhaberdar olmakhaydarkirinhaber vermek, bilgilendirmekhayjêhebûnhaberdar olmak, bilgi sahibi olmakhaylêbûnfarkına varmakhêdaha, henüzhebtane, tablet, habhebantulumhebirmankış için kurtulup saklanılan nar tanelerihebişandinhızlı ve oburca yemek yemekhebreşçörek otuhebûn1. sahip olmak. 2. varlık, var olmak.hêçkendini kaybetmiş, azgınhechecikkırlangıçhedarkarar kılma, yatışmahêdîyavaşhêdîkayavaşçahedirînkarar kılmak, yatışmakhefikyutakhefsaryularheftyedi rakamıheftêyetmişheftokbeş taş oyunuhêjadeğerlihejalepejmürde, pasaklıhejandinsalamakhejaryoksul, fakirhejarîyoksullukhejesoriğdehejikçalıhejînsalamakhejîrincirhejmarsayıhejmartinsaymakhekağabeyhêkyumurtahekaeğer, şayethekandinkazımak
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:05 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
H h
hêkerörgü örenhêkerûnomlethêkîörgü örme işi.hêltaraf, yönhelalelalehelankolaylıkla yontulup kazınabilen taşhelandineritmekhelbestşiirhelbestvanşairhêlekeklik ve benzeri kuşların avı.hêlekansalıncakhêlîaynahêlik1.salıncak. 2.taşak, haya.helînerimekhêlînkuş yuvahelkehelknefes nefese kalmakhelperistçıkarcı, oportünisthelsengandindeğerlendirmekhelwesttavır, tutumhelwestgirtintavır almakhemhemhêmaimge, sembolhemanaynıhêmanunsur, öğehemandinbir toprak parçasının otlak yapılmaması için etrafını çevirmekhêmanên bingehîntemel öğelerhêmayîimgeselhemberkarşı, mukabilhembêzkucak, bağırhembêzkirinkucaklamakhemdistenç, iradehêmîçürüyecek duruma gelmiş olan elbisehêminağırbaşlı, mulayim, vakurhemûhepsihemwateeşanlamlıhemzikbir yemek çeşidihemzirufak ama çalışmada güçlü eşekhenasenefeshendefuçurumhenderangurbet, diasporahenekınahenekşakahenek kirinşaka yapmakhenekbazşakacıhenekpêkirinalay etmek, dalga geçmekheng1.balarısı. 2.askeriye de alay.hengkujnilüferhênijînuyaklamak, dalmakhênikserinhênikahîserinlikhênikbûnserinlemekhênikkirinserinletmekhepikdokuma sırasında sıklaştırmayı sağlayan aletheqîpheybeher carher defaher çawaher nasılsaher çendher ne kadarher demher zaman, sürekliher kesher kesher timher zaman, sürekliher tişther şeyher û hersürekli, daimaher wekî dinve benzeriher wihaayrıcahêrandinöğütmekherêmbölgeherêmkîbölgeselhereşetehdithereşelêkirintehdit etmekherî1.çamur. 2.enherî başen iyiherî mezinen büyükheridandingücendirmek, darıtmakherifînyıkılmak, tahrip olmakherikînakmakherimandinberbat etmekherimînberbat olmak, boşa gitmekhêrskızgınlık, sinir, öfkehêrsbûnkızmakhêrsokalıngan, çabuk kızanhes1.his. 2.seshêsadinlenmişhêsabûndinlenmekhesanbileme taşıhêsankolayhêsanîkolaylıkhesankirinbilemekhêsîrüzgarın etkisiyle bir yer de biriken kar yığını.hesibandinadlandırmak, bir şeye saymakhesindemirhesinkardemirciheskkepçehespathespê sêwakyılkı atıhestduyguhesteçakmakhestîkemikhestîhêrşiret, inatçıhestînhissetmekhêstirgöz yaşıhestîvkfırıncı spatülü veya küreğihestiyarduygulu, duygusal, hassashestpêkirinhissetmekhesûdkiskançhêtbuthetae değin, e kadarhetavgüneş ışığıheterkirinısrar etmekheşağız içi ağrılarını iyileştirmeye yarayan mavi bir tozheşandindoldurmak, dolgu yapmakheşaşneşeli, şenheşifandinyazarken mürekebi kağıt üzerinde dağıtmakhêşînyeşilhêşînnahîyeşillik, sebzeheştsekizhêştirkatırheştirmedeve kuşuheştpêahtapothetîkbaşkalarının rezil olmalarına neden olmakhetikandinrezil etmekhetîketîrezalet, skandalhetikînrezil olmakhetreksert vuruşhevsözcüğe birbirine, beraber anlamı katarhevalarkadaş, yoldaşhevalbend1.müttefik. 2.kafadengihevalbendîittifakhevaltîarkadaşlıkhevbajarhemşehirhevbeşortak, özdeşhevbuhaeşdeğerhevçengbacanakhevçerxçağdaş,modernhevcuretürdeşhevdemçağdaş, modernhevdengeşseslihevdilgönüldaş, yürekdaş, yoldaşhevdîtingörüşmehevedudanîbileşikhevenavcins isimhêvîumuthêvîdarumutluhêvidar imumutluyum, umarımhevîrhamurhêvişandinesirgemek, muhafaza etmekhevkarortak, meslektaşhevkarîişbirliğihevkêşedengehevlingbacanakhevnasîntanışmahêvojkarîeğitimhevokcümlehêvotineğitmekhevparortakhevpeymanmütefik, bağlaşıkhevpeyvînröportajhevpîşemeslektaşhevrêyoldaşhevtaaynı tarafı tutan.hewartık, bundan böylehewahavahewadarhavalıhewandinbarındırmak, bağrına çuisumhewcegerekli, lazımhewcedermuhtaçhewdelun çorbasıhewezşaka, latifehêwinem, rutubet.hewînsabır, dişlikhêwirandinkondurmak, barındırmak, konuşlandırmak.hêwirînkonmak, konuşlanmak, konaklamakhewlçaba, girişimhewldançabalamakhewnasekin biçenlerin başı.hewqbasamakhewşağıl, avluhewşanyazları dışarıda veya avluda yatma mevsimi.heyae kader, e değinheya nihaşimdiye kadarheyamdönem, çağheybervarlıkheye kubelkiheyfacıma, üzülmeheyf e!1.yazık! 2.öç, intikamheyf hilanînintikam almakheyfa min bi te tê!sana acıyorum.heykatkirinanlamakheylêheyat (dişli)heyloheyat (eril)heyvgökteki ayheyveronay ışığı, dolunayhezsevgihêzgüçhezandinsarsmakhezazyer kaymasihêzên ewlekariyêgüvenlik güçlerihêzkargüçlendiricihezkirinsevmekhibrmürekkephîçhiçhil1.önek. 2. sözcüğe yükseklik, yükselen anlamı yüklar.hilanîn1.bir şey birine veya bir amaç için saklamak. 2.kaldırmak. 3.ölü defn etmek.hilawestinasmakhilberandinüretmekhilberînüretimhilberînerüreticihilbestînbağlamakhilbijartinseçmek, seçimhilbijêrseçmenhilbunsökülmek, kalkmakhilçandinayıklamak, seçmekhilceniqandinirkiltmek, ürkütmekhilceniqînirkinmek, ürkmekhildankaldirmak, bir şeyi aşağıdan yukarıya kaldırmak.hilfirînuçmak, ürkmek, yerinden veya uykudan fırlamak.hilgerînyukarıya doğru yönelmek.hilgirtinbir şeyi yerinden kaldırmak, almak, omuzlamak.hilhatingök cisimlerinin doğması.hilhilokyabani vişnehilketinkalkmak, yükselmekhilkirinağac kabuğu vb. şeyleri kaldırmak.hilkişandinkazık, diş, direk gibi şeyleri kaldırıp çıkarmak.hilkişîntırmanmak, yukarı çıkmakhilkutantepinmek, zıplamakhilmbuharhilmeşîntırmanmakhilmijîntenefüs etmek, sıvıları hortum vb. şeyler ile emmek.hilokalk, fırla anlamında emir.hilpekandinsektirmek, sıçratmakhilpekîntükezlemek, sekmekhilpesirînayağa kalkıp birini karşısında durmak.hilweşandinyıkmak, bozmakhîmtemel, esashimdanîntemel atmakhînahenüz, dahahinarnarhinardeihracathinaremesajhinartingöndermek, yollamakhinav1.iç organlar, vücudun iç kısmı. 2.tıpta dahiliye.hînbûnalışmak, öğrenmekhincetaz, yetersizhindyan, yanında, nezdhîndarîalıştırmahîndekarîöğretimhindikahîazınlık, ekaliyethinekbiraz, bir miktarhingaftinhırpalamakhingivbalhingorîgün batımindan yatma zamanına kadar ki zaman.hingulîskyüzükhînkirinalıştırmak, öğrenmekhiqûqhukukhiqûqnashukukçuhirçayıhirîyünhîrînkişnemekhirmîarmuthîrohatmı çiçeğihişakıl, bilinç, hafızahîştoprağı kırmızı ya da maviye çalan yer.hiş!sus anlamında bir emir.hişçûnbaş dönmesi, şuur kaybıhişkkuru meyve, ağaç vb. sert.hişkbunkurumak, katılaşmakhişkkirinkurutmak, katılaştırmakhişpakerdemli, faziletlihişsiviksalak, safhiştinbırakmak, izin vermekhişyaruyanık, bilinçlihişyarkirinuyandırmakhîvgökteki ayhîvikhilalhîz1.yağ tulumu. 2.ahlaksız.hodaröksehogirmunis, cana yakın, yarenhokkolay çözülebilen düğümhoker1.dil bilgisinde zarf. 2.faktör.holsalon, meydanholiktahta kulübehonandin1.örmek. 2.yazı veya haber kurgulamak.hovbarbar, vahşihovîtîvahşilikhoyşart, koşulhozboy, kabilehûçikelbise kolu, yenhundiriç, içeri, içerdehundirîniçsel, dahilihunersanat, yetenekhunerên dîtbarîgörsel sanatlarhunerîsanatsalhunermendsanatçıhûr1.ufak, küçük. 2.işkembe.hûrbijertitizhûrikmink, ufak tefekhûrkirin1.doğramak, ufaltmak. 2.para bozmak.hûtmitolojik canavarhwd.ve benzeri, vesaire
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:05 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
J, j
jansancı, sızı, acıjana ziravveremjandansancımak, sızlamak, acı vermekjandarsızı veya sancı veren.jangirtinsancı veya sızıya tutulmak.jar1.sefil, zavallı. 2.zayıf, sıska.jarîninlemek, sızlamakjawakvahşi, yırtıcıjêbirsilgijêderkkaynak, kökenjêgerînvazgeçmekjêgirtin1.elinden almak. 2.alıntı.jêhatîbecerikli, başarlı, yetkinjehezkirinbirini veya bir şeyi sevmek.jehrzehirjehrbûnzehirlenmekjehrînzehirli, toksinjehrkirinzehirlenmekjêkirinkesmek, koparmak, sökmekjênagervazgeçilmezjengpasjeng girtinpas tutmakjengarpaslıjenîn1.halaçlamak, taramak, dokunmak. 2.nabız veya kalbin atması. 3.titreşmek, ışık veya şisäğm çakması. 3.zonklamakjêraşağı, altjêrînaşağı, aşağıda, alt tarafjiedat. sözcüğe den, leyin, le, ce, de, da anlamlı yüklerjî1.de, da, dahi anlamı veren edat. 2.ömür. 3.yay.ji berezbere, ezberji ber kuçünküji ber vê yekêbundan dolayıji besta gotinsayıklamakji bilîden başkaji dil û caniçten, samimiji îro pê vebugünden itibarenji kerema xwe relütfen, zahmet olmasaji mêj veeskiden beriji nû veyenidenji rêzêsıradanji xeynîden başkajiberkirinezberlemekjimarenumara, rekam, sayıjinkadınjînyaşamjinanekadınca, kadınsıjinbavüvey annejinbirayengejîndarcanlıjinebîdul kadınjinemamca hanımı ( karısı )jînenîgarîözyaşam, biyografijîrakılı, zeki, yetkinjîranezekice, akıllıcajîrîzeka, zekilikjivan1.randevû, buluşma. 2.düelo.jixwezatenjixwebawerkendine güvenenjixweberkendiliğindejiyanyaşamjiyana rojanegünlük yaşamjiyînyaşamakjoryukarı, yüksekjorînyüksekte, yukardajovanpoşmanjûnîdiz, diz kapağıjûroda
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:05 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
K, k
ka1.hani. 2.samankabraadam, erkekkadebir cins börek.kadînsamanlıkkadizsaman yolukajyumakkakağabey. ayrıca sevgi ve saygı hitabıdır.kakêşansamanyolukakilçerez. 2.ceviz, fıstık vb.nin çekirdeği.kalyaşlı, ihtiyarkalankınkalbûnyaşlanmakkalik1.büyük baba, dede. 2.ata, cetkalînmelemekkalitîyaşlılıkkambaxberbadkamûküzümü sıkıp şarabını çıkaran kişi.kankaynak, maden ocağıkanêhani, nerede, nerdekanîçeşme, pınarkanikgöz kapağıkanînyapabilmek, muktedir olmakkapaşık kemiğikapandar ve yürümesi zor yol.kapavêtinaşık kemiği oyunukapikkısa ip parçası.kapîrdişlerdeki tartarkapoxbiçilmiş otları desteyapıp bağlamak üzere ücretle tutulan işçikar1.oğlak, keçi yavrusu. 2.sözcüğe yapan, eden, anlamı katan sonek. 3.iş, kazanç, kar.karakdemir madenikarbeşîiş bölümükarbidest1.yetkili. 2.işadamıkarekewtoplu helde yapılan keklik av.karesattrajedi, faci, felaketkarêz1.pınar. 2.havası serin olan yer, yayla.kargehişyerikargeridareci, yöneticikargerandinidare etmekkargerîyönetim, idarekarifînzıkkımlanmakkarîgeretkili, etkenkarîgerîetki, tesirkarînyapabilmek, edebilmekkaristanfabrikakarkerişçikarkêşbecerikli, bitirimkarkirinçalışmak, kar etmekkarmaxbuğday elemekte kullanılan büyük kalbur.karmendmemurkarsazişadamıkartîkmarangozlukta kullanilan eye.kartolpatates
<!-- / message --><!-- sig -->
[Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login IF YOU WANT TO DOWNLOAD MORE GRAMMAR BOOKS CLICK [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
Author: Betty Schrampfer Azar Publisher: Longman Pages: 567 [Englishpractise.NET] Guest users may not see the links,So you need toRegister or Login
|
|
| 05-11-2008 03:06 PM |
|
 |
ZeNiTH
Moderator
     
Posts: 1,012
Location: Zenith
Group: Moderators
Joined: Nov 2006
Status:
Offline
Reputation: 18
Gender:
|
RE: TÜRKİ (TÜRKÇE)(KÜRDİ) KÜRTÇE SÖZLÜK...(alfabetik sıra)
karûbariş güç, hizmet, uğraşkasiktopraktan yapılmış yemek kabı.kasoxorakkat1.az ürün veren arazi. 2.zaman, vakitkateçörekkaşyokuş, yamaçkaşingkuşakkaşkirinçekmek, sürüklemekkatjimêrsaatkatjimêr çend e?saat kaç?kavanîev hanımıkavîkenar, kıyıkavilyıkıntı, harabekaviriki yaşındaki koyunkavnareantik, eskiye ayitkawdanşart, koşulkawiksaf kişikaxizkağıtkayîngeviş getirmekkêkim, kiminkebar1.fecr.2.tekbirkeçkız, kız evlatkêçpirekeçanîkızlıkkeçêçtavukların eşelendikleri yerkeçelkel, dazlakkeçelîkellikkeçhêlîüvey kızkeçinîbekaretkeçxapînokkadın avcısıkedemekkedîevcilkedîbûnevcilleştirmekkedkaremekçikedûnküçük su testisikedxwarsömürücükefköpükkêfkeyf, zevk, eğlencekef ji re hatinhoşlanmak, sevmekkefandinbir şeyin kenarını bir baştan bir başa dikmekkefdanköpürmekkefgîrsüzgeç, kevgirkefkirinköpürtmekkeftarsırtlankeftûleftmücadele, ağız dalaşıkefxoyhristiyanların köy yöneticisikêfxweşmemnunkefxweşîmemnuniyetkejkumral, sarışınkejêsevimli, sempatik sarışın kız çoçuğukek1.ağabey. 2.ayrıca saygı ve sevgi hitabıdır.keliki yaşında sığır.kêlandîtirpankelandinkaynatmakkelbetanmaşakelêtuzsuz, az tuzlukeledoşdöğülmüş buğday ile yapılan bir yemek.kelejinerkek ruhlu kadınkeleksal, kayıkkêlekyan, yan tarafkelem1.meşe. 2.lahana. 3.engel, rahatsızlık verenkelemîzsık sık altına işeyen kişikelepormiras, birkim, varlıkkeleş1.güzel, alımlı.2.eşkıya, efekelh1.güzel görkemli. 2.nadir.kelhatinkaynamaya başlamak.kelîtuzsuz, az tuzlukêlîkkısa an, lahzakêlîka dinbiraz öncekelînkaynamakkelkyarar, faydakelkelaşırı sıcakkelkela havînêyaz sıcağıkelkwergirtinyararlanmakkelogirîağlamaklı, sulu gözkelogirîbûnağlamaklı olmakkelwazşiddetli soğukkêm1.az, eksik. 2.irin, cerahat.kêm û zêdeaşağı - yukarıkêmanîeksiklik, hata, kusurkêmasîeksiklik, hata, kusurkêmbûneksilmek, azalmakkêmîyetersizlik, azlıkkemînpusukemîndanînpusu atmakkêmkirinazaltmak, eksiltmekkemxeipek, kumaşkengülme, gülüşkenandingüldürmekkenarîkanaryakend1.hendek, arğ. 2.koyak.kend û kospengel, engebekendaldik yamaç, derin dere ve yanların iki tarafı.kendavkörfezkengêne zamankenîngülmekkenokgüler yüzlü, sempatik, gülerker1.eşek. 2.sağırkêr1.bıçak. 2.yarar, işlev, fonksiyonkêrakîpazar günükêranmertekkeranezenginkeratîafiyet olasın anlamında beddua.kerbüzüntü, tasakerbeşgavurbaşı dikenikerbûnsağır olmakkeremel açıklığı, gönül yüceliğikerem bikabuyurkerengkengerkerguhtavşankerî1.sağırlık. 2.küçük baş hayvan sürüsü. 3.parça, dilim.kêrikçakıkerîkirindilimlemek, parçalara ayırmakkerixandinteksindirmek, bıktırmakkerixînteksinmek, bıkmakkêrkirinbıçaklamakkermekurumuş tezekkermêşeşek arısıkertekbol, çokkertikeyekerxurakbabakeskişi, şahıskesaxtinbudamakkesayetîkişilik, şahsiyetkeserüzüntü, hüzünkeser kişandiniç çekmekkesirandinüzmek, hüzünlendirmekkesirînhüzünlenmek, üzülmekkeskyeşilkeskesor1.gökkuşağı. 2.renga renkkeslantembelkespiknazar boncuğuketyoncakeşkaravana atılan mermikêşantartmak, çekmek, taşımakkêşesorunkêşeya kurdîkürt sorunukêşînçekilmek, tartılmak, taşınmakkeşîşpapazkeşktarhanakeştîgemikeştigehliman, rıhtımkeştîvangemiciketîdüşkün, müflisketin1.düşmek, yıkılmak, devrilmek. 2.girmek, geçmek.ketin peypeşine düşmekketin silûkêinzivaya çekilmekkevaltablokevan1.yay. 2.parantezkevçîkaşıkkevelkoyun v.b. hayvanların derisikever1.kayaylardan oluşan dağ. 2.benekli keçi.kevirtaşkevîşenkumsal, plajkevjalyengeçkevneski, eskimişkevneperestgrici, muhafazakarkevneşopkelenekkevneşopîgelenekselkevokgüvercinkevot1.kumru. 2. meyve vermeyen ve dalları kaşık yapılan bir ağaç.kewkeklikkewar1.ambar. 2.arı kovanıkewdenahmak, geri zekalıkewşengüneş görmeyen yamaçkeykralkeyamuhtarkeyanîkrallıkkeybanûkraliçekeysfirsatkeysofırsatçı, oportünüstkeysperestfırsatçı, oportünüstkezebciğerkêzikböcekkêzîndöşemek, kanalizasyonkifşbelli, açıkkifşbûnbelirmek, belli olmakkifşkirinbelirtmek, açığa çıkarmakkîjanhangi, hangisikilsürme, rastıkkilamtürkü, şarkıkilandinyayıl yalmakkilbuzun ve kalın çivikilçanel fenerikilçêvsürme kalemikilkirinsürme çekmekkilorbörek, çörek, kömmekilskireçkinkisakinahîkisalikkinbûnkısalmakkincelbise, giysikincjixwekirinsoyunmakkinclixwekiringiyinmekkindirkendirkinêrabse, çıbankinêzetsilsilekinikkisa boylukinkirinkisaltmakkinoşcimri, pintikinoşesüpürgekîpsık, sımsıkıkîpkirinsıkmak, sıkıştırmakkîrpenis, erkek cinsel organıkirdanbüyük ve kalın oklava.kirdeözne, failkirêtpis, kirli, çirkin, yozkirîgermüşteri, alıcıkirinyapmak, etmek, koymakkirînsatın almak, kirîn û firotinkirîn û firotinalışveriş, alım satımkirpandinvurgulamakkirtûpangelişi, güzel, üstün körükirûolgu, fenomenkiryar1.yapan, eden. 2.uygulama.kîstorba, cüzdankîtehecekîtekîtayrıntı, detaykişandinçekmek, tartmakkişkirinkışkırtmakkizikkıkırdakkizwetkiyafetklamên serhewauzun havakoçgöçkoçbergöçmenkoçergöçerkoçkiringöçetmekkoküstü başı düzgünkok qelandinkökünü kazımakkokimçok yaşlı kişikolancadde, sokakkolan,kûçesokakkoleköle, esirkoledarsömürgeci, köle sahibikoletîkölelikkolînkazmak, eşelemekkolozyün başlıkkomgrup, toplulukkomarcumhuriyetkombûntoplanmakkomeledernekkomeleyatîtoplumsal, sosyalkomkarîkolektivizmkomkirintoplanmak, biriktirmekkomkujîkatliamkonçadırkon kon vegirtinçadır çadır açmakkon vegirtinçadır kurmakkonekurnaz, uyanıkkonserkonserkorkör, amakordûndeçocuğu olmayankorebîndargörüşlükoremarkör yılankoremişkkör fare, köstebekkorikloş ışıkkoritîkörlükkortçukurkortalbüyük çukur, uçurumkotanpullukkotîcüzzam hastalığıkotinkemirmekkovanhüzün, kederkovardegikovîyabanî, vahşikovik1. huni; 2. argoda kıçkoxikkümeskozikkulübecik, keçi ve kuzu ağılıkunere, nerede, neredenku derneresikûçesokakküçikköpekküztesti,çömlekkul1. yara, çıban; 2. keder, elemkulabçengel, pençekulavkeçekulboburkulek1. baca, delik; 2. topal, aksayankulîçekirgekulîçepasta, kurabiyekulîlk1. çiçek 2. tomurcukkulîn1.topallamak 2. yatak dolabıkulmyumruk, avuçkumbaşlık, külahkum avêtinkavga istemekkumikmantarkuncîsusamkundbaykuşkundirkabak, argoda yeteneksiz, beceriksizkurerkek oğ | |