ingilizce -turkce isim fiiller |
|
03-02-2008, 04:18 PM
Post: #1
|
|||
|
|||
|
ingilizce -turkce isim fiiller
“Gerunds ve Infinitives” ler, cümlede bir harekete verilen isimdirler. Türkçe’deki ismin halleri durumunda kullanılırlar. İngilizce’de ise bir yüklemden sonra çekilmemiş fiiller mastar yapısında gramatikal olarak üç pozisyonda olabilirler. 1.) Gerund (speaking, going gibi) 2.) Infinitive (to speak, to go gibi) 3.) Bare infinitive (Yalın mastar) (speak, go gibi) “Öğrenmeyi istiyorum” cümlesinde “istemek” cümlenin yüklemidir. “öğrenmeyi” ise çekilmemiş konumda olup, Ingilizce’de gramatikal olarak yukarıda da söylendiği gibi üç şekilden biri ile ifade edilebilir. Bu bir sistemdir, kuralları vardır. Bu kurallar çerçevesinde uygun olan şekliyle cümle yazılır. Yalın mastarlar genellikle Causative (ettirgenlik) yapısında kullanılır ki bu konuyu daha sonra göreceğiz. Yalın mastar kullanımı spesifik özelliğe sahip olup, kullanım alanı sınırlıdır. Bu şekilde kullanılan fiil sayısı da azdır. Bu nedenle cümlede çekimsiz bir fiil denince “Gerunds ve Infinitives” olmak üzere iki kullanım akla gelir. Bu durumda biri diğeri için altarnatif konumundadır. Yani eğer cümlede gerund kullanılmıyorsa, onun alternatifi olan infinitive’e gidilir. Bu özellik olduğu için bir konunun iyi bilinmesi, alternatifinin de çözülebilmesi anlamına gelir. Gerunds’lar ile başlayalım. INFINITIVES Daha önce de söylendiği gibi çekimsiz fiilin kullanıldığı üç yapıdan biri de Infinitives’lerdir. Mastar hareketlerinde Infinitives’lerden faydalanılır. Infinitives’leri kullanım yerlerine göre maddeler halinde göreceğiz. I want to learn English. (Ben öğrenmek istiyorum.) Burada yüklemin ve mastarın öznesi aynıdır. I want you to learn English. (Ben sizin Inglizce öğrenmenizi istiyorum.) Bu cümlede ise yüklemin öznesi I, mastarın öznesi You’dur. Madde ayırımı bu şekilde fiillerin nesne alma veya özne durumuna göre yapılacaktır. “Bu fiillerden sonra mastar gelir” diye ezberlemektense yapı olarak bunları öğrenmek daha iyi olacaktır. Ayrıca çeviri biçimini de kavramak önemlidir. Şimdi maddeler halinde Infinitives’lerin kullanıldığı yapıları öğrenelim. 1.) Verb + Infinitive Yani hemen sonrasında Infinitive alan fiiller demektir. Bunların sayıları10–15 tanedir. Burada en önemlilerinden birkaç örnek verilecektir. Bu gruba giren fiiller liste halinde aşğıda sunulmuştur. Bu yapıda, yüklemden hemen sonra Infinitive geldiği için hem yüklemin hem de Infinitive'in öznesi aynıdır. Appear- Seem- Look: Görünmek Can afford: Gücü yetmek Claim: Idda etmek Consent: ...e razı olmak Decide: karar vermek Demand: Istemek, talep etmek Deserve: Hak etmek, layık olmak Happen: Tesadüfen ...mek Hasitate: Tereddüt etmek Hope: Ummak, ümit etmek Learn (How): Öğrenmek Know (how): Bilmek, tanımak Offer: Teklif etmek Plan: Planlamak Prepare: Hazırlamak Promise: Vaat etmek Pretend: Gibi davranmak Refuse: Red etmek Resolve: Karar vermek Seek- Try- Strive: ...meye çalışmak Tend: Eğiliminde olmak Threaten: Tehdit etmek Undertake: Üstlenmek Would love: Seve seve...mek Condescend: Tenezzül etmek I can’t afford to buy such a car in these economic condition. (Ben bu ekonomik şartlarda böyle bir araba alacak güçte değilim.) We decided to give up the project. (Biz projeden vaz geçmeye karar verdik.) They had to promise to fulfil their commitment. (Onlar vaatlerini yerine gitirmeye söz vermek zorunda kaldılar.) Commitment: söz, vaat, taahhüt. To promise: söz vermek Compromise: (komprumayz) uzlaşmak, ödün. KPDS’de en kritik yerlerde 4-5 defa geçer. Iyi bilinmeli. Fulfil: yerine getirmek,yapmak Implement: Achive(eyçhiv) Accomplish: Execute: (eksikut) icra etmek Carry out: Built: Construct: Manifacture: Produce: Perform: Conduct: Fulfil’den sonra yazılan fiillerin hepsi onun eşanlamlısıdırlar. KPDS için çok önemli kelimelerdir. Iyi bilinmeli. He should have tried to resolve the dispute. (Onun tartışmayı çözmeye çalışması gerekirdi.) Try: ...meye çalışmak, denemek Dispute: tartışma, anlaşmazlık Conflient: Deliberate: Discuss: Debate: Argue: The two goverments refused to resume the talks. (Her iki hükümet görüşmelereyeniden başlamayı red etti) Refuse: red etmek Reject: Turn down: Talks: görüşme Resume: ...e yeniden başlamak, sürdürmek He must have threatened to kill us. (Bizi öldürmek için tehdit etmiş olmalı.) Threaten: tehdit etmek Not: Bu yapıları Türkçe’ye çevirmek önemli bir husustur. Moda mod bildikten sonra Türkçe’ye uygun bir şekilde çevirmek gerekir. I happened to see him. (Onu tesadüfen gördüm.) Happen: olmak Happen + ful Infinitive: tesadüfen ....mek. He always tends to hurt people. (O genellikle insanları incitmeye eğilimlidir.) Tend: eğiliminde olmak. (Türkçe’ye meyil, eğilim anlamında “tandans” olarak isim hali geçmiştir.) She consented to step down. (O çekilmeye razı oldu.) Consent: ...e razı olmak Step down: geri adım aymak, çekilmek I would love to come along with you. (Sizinle seve seve gelirim.) Would love: seve seve ...mek Along with: ...ile She should not have condescent to take his book. (Onun kitabını almaya tenezzül etmemeliydi.) Condescend: tenezzül etmek You could have come to see me. (Beni görmeye gelebilirdin) 2.) Verb + Object + Infinitive Bu kullanımda, yüklemden sonra bir nesne gelir ve ardından mastar kullanılır. Burada yüklem olarak kullanılan fiiller bir nesneden sonra mastar gerektirirler. Bu gruba giren fiiller aşağıda sunulmuştur.[/color][/glow] Allow- Permit: Izin vermek Ask: Istemek, Rica etmek Recommend- Advise: Önermek, Tavsiye etmek Cause: Sebep olmak Challenge: Meydan okumak, Düelloya davet etmek Command: Emretmek Compel- Force- Ceorce: Zorlamak, Zorunda bırakmak Encourage: Cesaretlendirmek, Teşvik etmek Enable: Muktedir olmak, Mümkün kılmak Find: Bulmak Forbid: yasaklamak Invite: Davet etmek Notify: Haber vermek, Bilgilendirmek Oblige: Mecbur etmek, zorunda bırakmak Order: Emretmek, Siperiş vermek Remind: Hatırlatmak Require: Gerktirmek Teach: Öğretmek Tell: Söylemek Tempt: Ayartmak Urge: istemek, ...e sevk etmek Warn: Ikaz etmek, uyarmak Want: Istemek The U.N has urged the Ir**i Goverment to comply with the resulotions of the security council. (B. M..................) To Comply: Resulotion: Security: Council: The teacher could have allowed us to play.(Hoca oynamamıza izin verebilirdi.) No one can force me to give up smoking. (Hiç kimse beni sigara içmeyi bırakmaya zorlayamaz.) Forse: zorlamak The doctor encouraged the patient to go home. (Doctor hastayı eve gitmeye cesaretlendirdi.) Cour: kalp, yürek Courage: yürekli Encourage: yüreklendirmek, cesaretlendirmek, motive etmek Promote: motive etmek teşvik etmek (promosion) Not: Bir kalıbın iyice öğrenilebilmesi için sözcüklerin değiştirilerek tekrar tekrar yazılıp, Türkçe’ye çevrilmesi egzersizleri yapılmalıdır. The U N urged the U S A to lift the embargo. (B M Amerika’nın ambargoyu kaldırmasını istedi.) Urge: istemek (şiddetle bir şeyi ...) Not: Çalışırken arada Türkçe cümleler yazıp Inglizce’ye çevirmekverimmliliği arttırır. Inglizce’den Türkçe’ye de çeviri yaparken cesaretli bir şekilde verilmek istenen mesaj Türkçe’ye uygun bir şekilde ifade edilebilmelidir. You ought to have warned us not to go there. (Bizi oraya gitmemek için uyarmış olmalıydınız.) Negative Infinitive: Infinitive’in önüne “not” getirilerek oluşturulur. “not to go” gibi. The inspector obliged the minister to reign. (müfettiş bakanı istifa etmeye mecbur etti.) Inspector: müfettiş Spect: bakmak Inspect: ın:içine, spect: bakmak, Inspect: Içine bakmak = incelemek Inspectator: içine bakan, inceleyen, = müfettiş Spectator: seyirci Expect: ex: dışarı, pect: bakmak, Expect: dışarı bakmak = beklemek, ummak Respect: tekrar tekrar bakmak, saygı göstermek Attend: bir yerde hazır bulunmak, devam etmek Attendance: hazır bulunanlar, izleyiciler Oblige: mecbur etmek, zorunda bırakmak He order us to be ready at 11 o’clock. (Saat 11’de hazır olmamızı emrediyor.) Order: emretmek, sipariş etmek, düzen, sıra They advised us to learn English. (Inglizce öğrenmemizi tavsiye ettiler.) You should ask him to help us. (Bize yardım etmesini istemen gerekir.) The doctor wasn’t able to compel to me to give up smoking. (Doktor beni sigarayı bırakmaya zorlayamadı.) Compel = Force: zorlamak Compulsive: zorlayıcı Compulsory: zorunlu We had to forbid them to eat pork. (Onlara domuz eti yemelerini yasaklamamız gerekti.) To forbid: yasaklamak To bar To ban To prohibit Pork: domuz eti Kalmamızı rica ediyor. (She ask us to stay.) Silahları teslim etmelerini istedik. (We wanted them to lay down their arms.) Lay down: teslim etmek Gitmesine izin vermemeliydin. (You should not have permitted him to go.) Not: Dikkat edilirse bu fiillerde mastar hep başkasına yaptırılıyor. 3.) Hem Nesne ile Nem de Nesnesiz Kullanılabilenler Bu gruba giren fiiller hem nesnesiz, hem de nesne ile mastara geçiş yapabilirler. Yani bu grup fiilleri birinci ve ikinci madde özelliklerini birlikte taşırlar. Birkaç tanesini örnek verecek olursak; Ask: Istemek Beg: Rica etmek, Istemek Clime: Iddia etmek, savında bulunmak Deserve- Merit: Haketmek, layık olmak Desire: Arzu etmek Expect: Beklemek, Ümit etmek Help: Yardım etmek Intend: Niyetinde olmak Invite: Davet etmek Request: Istemek Want: Istemek Wish: Dilemek He asked to take part in the meeting. (Mitinge katılmayı istedi.) He asked me to take part in the meeting. (Mitinge katılmamı istedi.) Görüldüğü gibi birinci cümlede yüklemin ve mastarın öznesi aynıdır. Ikinci cümlede ise yüklemin öznesi “He”, mastarın öznesi ise “me” dir. To take part in: katılmak Participate: katılmak He can expect to win the prize. (O ödülü kazanmayı umabilir.) He can expect his son to win the prize. (Oğlunun ödülü kazanmasını umabilir.) I wished to be amoung you. (Aranızda olmayı diliyordum.) I wished you to be amoung us. (Aramızda olmanızı diliyordum.) Amoung: arasında (ikiden fazla nesne için) Between: arasında (iki nesne için) Örnekler She deserves to be our chairwoman. (O başkanımız olmayı hakeder.) Deserve: layık olmak, haketmek Merit: layık olmak haketmek, değer, meziyet Meritorious: övülmeye değer, değerli Deservedly: hakkıyle, haklı olarak Deserving of: müstahak The man claimed not to see the event. (Adam olayı görmediğini iddia etti.) Claim: iddia etmek Event: olay Eventful: olaylı Ful: ...lı Eventless: olaysız Less: ...sız You could have invited us to participate in the congress.(Bizi kongreye katılmaya davet edebilirdiniz.) Gress: ileri gitmek, yürümek Regress: geri gitmek Progress: ileriye gitmek Bu konudaki kelimeler ve yapılar iyice kavranmalıdır. Türkçe’den Inglizce’ye; Inglizce’den Türkçe’ye çeviri egzersizlerinin yapılması konuyu daha iyi kavratır. 4.) Mastar ve Sıfatların Birlikte Kullanımı Bu başlık üç madde olarak anlatılacaktır. Madde ayırımı sıfatların değişik kullanımı ile ilgilidir. Her bir maddede kullanılan sıfatlar ayrı ayrı verilecektir. Daha sonra örnekleri ve Türkçe anlamları verilecektir. 1. Careless: Dikkatsiz, ihmalci Considerate: Düşünceli, Saygılı Inconsiderate: Düşüncesiz, Saygısız Foolish: Akılsız, ahmak, saçma, Aptal, Budalaca Generous: Cömert, Kind: Nazik Unkind: Nazik değil, Kaba Polite: Nazik Unpolite: Nazik değil, Kaba Right: Doğru, Haklı Wrong: Yanlış, Haksız Rude: Kaba Normalde birine “naziksiniz” dendiğinde “You are kind” söylenecek diye düşünülür. Ama Inglizce’de bu yapı kullnılmaz. Bunun yerine “It is kind of you” denir. Ders çalışırken bu kalıpları yazmak ve diğer sıfatlarla yeri değiştirilerek tekrar tekrar yazmak daha verimli olacaktır. Eğer bu sıfatlardan sonra çekilmemiş bir fiil gelirse bu mastar olmak zorundadır. Bu konudan alınması gereken mesaj “sıfatlardan sonra mastar kullanıldığı ve bu kalıpların çeveiri mantığının iyi kavranması gerektiğidir. It is kind of you. (Naziksiniz.) It is impolite of him. (O nazik değildir.) It is very kind of you to help me. (Bana yardım ettiğiniz için çok naziksiniz.) It was very considerate of him to carry our luggages. (Valizlerimizi taşıdığı için çok düşünceliydi.) Görüldüğü gibi bu kullanımda belirtilen sıfatlardan sonra mastar kulanılmaktadır. Örnek olarak cümlelerin zamanı değişik olabilir. 2. Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır: Afraid: Korkmuş Anxious: Istekli (can atacak şekilde) Ashamed: utanmış Careful: Dikkatli Curious: Meraklı Determined: Kararlı Eager: Istekli Glad: Memnun Quick: Hızlı Reluctant: Isteksiz (Irreluctant: istekli) Willing: Istekli (Unwilling: isteksiz.) Ept: ...e eğilimli Likely: Muhtamel Unlikely: Muhtemel olmayan Bound- Sure- Certain: Kesin Liable: ...e eğilimli He is bound to succeed in the exam this time. (Onun sınavı zamanında başaracağı kesindir. Veya O kesinlikle zamanında sınavı başaracak.) Terkey is bound to sign the agreement. (Türkiye’nin antlaşmayı imzalaması kesindir.) He is reluctant to lend us money (O bize ödünç para vermeye isteksizdir.) We are all quite willing to make sacrificies our family. (Hepimiz ailemiz için fedakarlık yapmaya oldukça istekliyiz.) Sacrificy: Kurban, Fedakarlık Man is always liable to make error. (insanoğlu daima hata yapmaya eğilimlidir.) To err: hata yapmak Error: hata Unerring: isabet My students are willing to learn English. (Öğrencilerim Inglizce öğrenmeye isteklidirler.) He is unlikely to accept your offer. (Onun teklifinizi kabul etmesi olası değildir veya O muhtemelen teklifinizi kabul etmeyecektir.) ***Not: Konuyu işlerken sınırlı sayıda örnekler veriliyor. Bu nedenle bütün sıfatları içerecek örnek verilemiyor. Verilen cümlelerde veya yeni cümleler kurarak listede olan bütün sıfatları kullanmak daha kalıcı bir öğrenme sağlayacaktır. Ayrıca yazılan her cümlenin sorusunu, olumsuzunu yazarak çalışmak gerekir. Yine yazılan her cümleyi telafuz etmek, yapısını bozmadan Türkçe’ye uygun bir şekilde çevirerek çalışmak verimliliği arttıracaktır. 3. Ikinci maddede özne kişi veya zamirdi. Bu maddede ise mastar, özne durumuna geçer. Örneğin; “Inglizce öğrenmek kolaydır” ifadesinin Inglizcesi normalde“To learn English is easy.” şeklinde olmalıdır. Ama gramatikal olarak bu maddede olduğu gibi eğer mastar özne durumunda ise cümlenin sonunda yazılır ve özne olarak “It” yazılır. Bu maddeye giren sıfatlar tamamen anlatılan mantık ile kullanılırlar.Bu kullanımdaki “It” bilinen anlamdaki gibi değildir. Yukarıdaki ifadeyi bu açıklamalar doğrultusunda yazarsak; “it is easy to learn English. (Inglizce öğrenmek kolaydır.) şeklinde olur. Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır: Asuming: Eğlenceli Dificult: zor, güç Exciting: heyecanlı Interesting: Ilginç, Enteresan Boring: Sıkıcı Easy: Kolay Hard: Sıkı Impossible: imkansız Possible: mümkün Important: önemli Essential: Temel, esas Necessary: Gerkli Imperative: Gerekli, Zaruri Urgent: Acil Advisable: Tavsiye edilebilir It is impossible to overcome this issue. (Bu sorunun üstesinden gelmek imkansızdır.) It was very difficult to convince him. (Onu inandırmak çok güçtür.) Convince: Inandırmak It is rather difficult to get aloung with her. (Onunla geçinmek oldukça güçtür.) To get along with: ...ile geçinmek, anlaşmak It is hard to cope with these problems. (Bu problemlerin üstesinden gelmek zordur.) Cope with: Üstesinden gelmek, mücadele etmek. KPDS için çok önemli bir kelimedir. 3-4 defa sorulmuş. Edatı veya fiili yine sorulabilir. Iyi öğrenmek gerekir. Yukarıdaki cümleler “...öğrenmek kolaydır, ...inandırmak güçtür, ...üstesinden gelmek zordur “ gib genel bir anlatımı ifade ederler. Daha önce de açıklandığı gibi ister çekilmiş, ister çekilmemiş bir fiil olsun öncesine özne sonrasına nesne geliyordu. Bu kullanımda da mastarı gerçekleştiren, yüklemin öznesinden ayrı bir özne ise,bunun mastardan önce yazılması gerekir. Ama bu da anlam karmaşasına sebep olmaktadır. Bu karmaşayı önlemek için mastarın öznesinden önce “for” edatı yazılmaktadır. Burada sadece for edatı kullanılr, başka edat kullanılmaz. Örneğin; It is hard for us to cope with these problems. (Bizim için bu problemin üstesinden gelmek zordur.) It is impossible for you to persuade me. (Sizin için beni ikna etmek imkansızdır veya beni ikna etmeniz imkansızdır.) It was necessary for him to submit the report until the next day.(Onun ertesi güne kadar raporu sunması gerekir.) To submit- To present: Sunmak Represent: Yeniden sunmak [HIGHLIGHT=#b2a2c7][/FONT][/HIGHLIGHT] [HIGHLIGHT=#b2a2c7][FONT=Arial Black] Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. [/HIGHLIGHT] Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. |
|||
|
|
| Possibly Related Threads... | |||||
| Thread: | Author | Replies: | Views: | Last Post | |
| ingilizce-turkce ask cumleleri( love) | Nadya | 2 | 301 |
03-08-2008 11:42 AM Last Post: perceive |
|
| English Proverbs and Their Turkish Equivalents ( ingilizce-turkce Deyimler atasozleri | zynp | 0 | 129 |
11-20-2007 11:56 AM Last Post: zynp |
|
| ingilizce-turkce kaliplar | zynp | 0 | 175 |
11-20-2007 11:52 AM Last Post: zynp |
|
| ingilizce turkce sarki | ELuSiVe | 1 | 82 |
11-15-2007 10:43 PM Last Post: ZeNiTH |
|
Powered By MyBB 1.4.2, © 2002-2008 MyBB Group, Design By IV Geo.
Testprepforum.NET Teslcafe.COM Ingilizcepratik.NET Teslcafe.Com Forum ingilizce Forum Ingilizcechat.ORG Amerika Rehberi Turklasvegas.com Ingilizce Englishtarget.COM
Testprepforum.NET Teslcafe.COM Ingilizcepratik.NET Teslcafe.Com Forum ingilizce Forum Ingilizcechat.ORG Amerika Rehberi Turklasvegas.com Ingilizce Englishtarget.COM




Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking 










