|
Ingilizce Turkce Ceviri teknikleri
|
|
12-12-2005, 11:08 AM
(This post was last modified: 01-04-2008 03:09 PM by ExCLuSiVe.)
Post: #1
|
|||
|
|||
|
Ingilizce Turkce Ceviri teknikleri
1. C�MLE Normal koÅŸullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit ÅŸekli ile c�mle iki unsurdan oluÅŸur: �zne + Y�klem (Subject) + (Verb) T�rk�e'de �zne �oÄŸu zaman y�klemin sonuna bir "kiÅŸi eki" olarak eklenebildiÄŸi i�in a�ık�a kullanılmasına gerek kalmayabilir. - (Ben) geldim. - (Sen) nasılsın ? İngilizce'de b�yle birÅŸey - �ok sınırlı da olsa bazı konuÅŸma durumları dışında - s�z konusu olamaz. * (I) came. * How are (you) ? �oÄŸu zaman basit c�mlede bir de nesne bulunur. 1.1. Subject + Verb T�rk�e bir basit c�mlede ÅŸu yapı her zaman i�in ge�erlidir. 1 2 �ZNE + Y�KLEM Mehmet �ğretti. İngilizce bir basit c�mlede de, nesne bulunmadığı durumlarda, bir farklılık g�r�lmez. 1 2 SUBJECT + VERB Mehmet taught. 1.2. Subject + verb + object T�rk�e bir c�mleye nesne eklendiÄŸi zaman, sıralama ş�yle olur: 1 2 3 �ZNE + NESNE + Y�KLEM Mehmet oÄŸluna �ğretti. İngilizce bir c�mleye nesne eklendiÄŸi zaman, T�rk�e c�mle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya �ıkar. 1 3 2 SUBJECT + VERB + OBJECT Mehmet taught his son. 2. BASİT C�MLELERİN �EVİRİSİ 2.1. Subject + verb T�rk�e ve İngilizce basit c�mle yapıları sadece �zne ve y�klem s�z konusu olduÄŸunda bir farklılık g�stermediÄŸi i�in, �eviri konusunda yapı a�ısından bir sorun �ıkmamaktadır. 1 2 �ZNE + Y�KLEM Mehmet geldi. Mehmet came./has come. SUBJECT + VERB 1 2 2.2. Subject + verb + object Nesne s�z konusu olduÄŸunda T�rk�e ve İngilizce basit c�mle yapıları birbirinden farklı olduÄŸu i�in, �eviri iÅŸlemi sırasında da c�mleyi oluÅŸturan unsurların diziliÅŸinde deÄŸiÅŸiklik yapmak gerekecektir. 1 2 3 �ZNE + NESNE + Y�KLEM Mehmet eve geldi. Mehmet came home. SUBJECT + VERB + OBJECT 1 3 2 Bu c�mlelere yer, zaman ve durum belirten kelime ve yapıların da eklenmesi durumunda her iki dil arasındaki yapısal farklılıklar iyice belirginleÅŸecektir. Basit c�mlelerin yapısı konusu �eviri a�ısından - kolay g�r�nd�ğ� i�in - �nemsenmeyebilir. Ancak, SVO (İngilizce SOV (T�rk�e) yapısının, karmaşık c�mlelerin �evirisini yaparken s�rekli g�z�n�nde tutulması gerekecektir. Bu konu ileri konularda ayrıntılı olarak ele alınmakta. ZAMAN KAVRAMI 1. GiRiÅž Bu ve bunu izleyen ana baÅŸlık altında İngilizce'de yer alan b�t�n zamanlar (= tense) ve yardımcı y�klemler (= modal verbs) iki ayrı baÅŸlık altında ele alınmaktadır. Zamanlar "Present", "Past", ve "Future" sırası ile, yardımcı y�klemler ise alfabe sıralamasında ele alınmaktadır. �nemli �eviri �zellikleri, her zaman olduÄŸu gibi, kutu i�inde verilmektedir. 2. "Present" : GeniÅŸ zaman / Åžimdiki zaman 2.1. Simple Present Tense a) Her zaman olan/olabilecek olaylar i�in kullanılır. - The earth rotates around the sun. D�nya g�neÅŸin �evresinde d�ner. b) Bir olayı naklederken, �zellikle hikaye dilinde kullanılır. - Rosencrantz flips a coin. Rosencrantz yazı tura i�in para atar. c) Her zaman olan, olabilecek ve bir sıkl??a sahip olayların anlatımında kullanılır. - I always/sometimes/rarely brush my teeth. DiÅŸlerimi her zaman/bazan/nadiren fır�alarım. Simple Present'ın bu kullanımları (A-C) T�rk�e'ye aktarılırken "y�klem + -Er/-Ir" yapısı kullanılır. d) GeleceÄŸe ait kesin bir olaydan s�z ederken kullanılır. - We set off after lunch. �ğle yemeÄŸinin ardından yola �ıkıyoruz. e) Normalde "y�klem + -ing" yapısı ile kullanılmayan bazı y�klemlerle birlikte kullanılır. Bu y�klemlerin baÅŸlıcaları: astonish, belong to, believe, concern, consist of, contain, depend on, deserve, detest, dislike, doubt, feel, fit, forget, guess, have, hear, hate, imagine, include, impress, know, like, love, need, owe, realize, recognize, regret, resemble, remember, satisfy, see, seem, smell, sound, suppose, taste, think, understand, want, wish feel y�klemi "fikir sahibi olmak" (- I feel he is right) anlamında "-ing" almaz; "hissetmek" anlamı (- How are you feeling today?) taşıdığında "-ing" alır. have y�klemi "sahip olmak" (- She has three children.) anlamında "-ing" almaz"; "..almak / yemek" anlamı (- They are having lunch.) taşıdığında "-ing" alır. hear y�klemi alışılmadık durum belirttiÄŸinde (- I'm hearing things. / Gaipten sesler duyuyorum.) "-ing" ile kullanılabilir. see y�klemi alışılmadık durum belirttiÄŸinde (- I'm seeing double) "-ing" ile kullanılabilir. smell y�klemi "koku salmak" (- It smells nice.) anlamında "-ing" almaz; "koklamak" anlamı (-She is smelling the flowers.) taşıdığında "-ing" ile alır. taste y�klemi "tadı olmak" (- It tastes nice.) anlamında "-ing" almaz; "tatmak" anlamı (- Why are you tasting the soup?) taşıdığında "-ing" alır. think y�klemi "fikir sahibi olmak" (- I think he is right.) anlamında "-ing" almaz; "d�ş�nmek" anlamı (- What are you thinking ?) taşıdığında "-ing" alır. Simple Present'ın bu kullanımları (D-E) T�rk�e'ye aktarılırken "y�klem + - Er/-Ir" ya da �oÄŸu kez "y�klem + - Iyor" yapısı kullanılır. f) Emir vermek i�in kullanılır. - Stop ! Dur ! 2.2. Present Continuous Tense a) Åžu anda ger�ekleÅŸmekte olan olaylar i�in kullanılır. - You are reading a sentence. Bir c�mle okuyorsun/okumaktasın. b) Åžu aralar olmakta olan olaylar i�in kullanılır. - I am reading a wonderful novel. Åžahane bir kitap okuyorum/okumaktayım. c) GeleceÄŸe y�nelik kesin planlarda kullanılır. - What are you doing tomorrow ? Yarın ne yapıyorsun ? d) KonuÅŸmacıyı tedirgin eden ve sık tekrarlanan bir olay i�in "always" ile birlikte kullanılır. - She is always complaining about my dog. S�rekli / Hep / Durmadan k�peÄŸimden ÅŸikayet ediyor. Present Continuous'un bu kullanımları (A-D) T�rk�e'ye "y�klem + -Iyor/-mEktE" kullanılarak aktarılır. 2.3. Present Perfect Tense a) Az �nce tamamlanan bir olay i�in, genelde "just" ile kullanılır. - I have just drunk a cup of tea. Az �nce/Daha ÅŸimdi bir fincan �ay i�tim. b) Yapılmış ama zamanı belli olmayan eylemler i�in, ya da zaman belli olsa da eylemin kendisi kadar �nemli olmadığı durumlarda kullanılır. - Peter has been to the States twice. Peter Amerika'da iki kez bulundu./BirleÅŸik Devletler'e iki kez gitti. c) Ge�miÅŸte yapılmış, ÅŸu anda ya da gelecekte yapılabilme olasılığı var olan olaylar i�in kullanılır. - He has won 3 Oscars. 3 Oscar kazandı. d) Sınırları kesin belirtilmeyen bir zamanı belirtmekte olan bir terim ile birlikte [1], ya da, olayın ge�tiÄŸi zaman diliminin hen�z sona ermediÄŸi durumlarda [2] kullanılır. - The population has risen dramatically lately. [1] N�fus son zamanlarda �nemli �l��de arttı/artmıştır. Present Perfect'in bu kullanımları (A-D) T�rk�e'ye "y�klem + -DI", �eviri metni resmi bir dil taşıdığında da "y�klem + - mIÅŸtIr" yapısı ile aktarılır. - They haven't had a holiday this year. [2] Bu sene tatil yapmadılar. e) "be" y�klemi ile birlikte, nitelik, yer, vs. belirten yapıların oluÅŸturulmasında kullanılır. - I have been a teacher for 7 years. Yedi senedir �ğretmenim/�ğretmenlik yapmaktayım/yapıyorum. Bu kullanım (E) T�rk�e'ye "y�klem + -DIr" yapısı ile aktarılırsa da -DIr takısı genelde d�şer. 2.4. Present Perfect Continuous Tense a) Present Perfect'ten farklı olarak, daha s�reli bir eylemi kapsar. - I have been writing since ten this morning. Bu sabah ondan beri yazıyorum/yazmaktayım. b) Kimi zaman, olayın kendisi bitmiÅŸ olsa bile etkisi s�rmektedir. - You look terrible. Have you been fighting ? Berbat g�r�n�yorsun. Kavga mı ettin ? Present Perfect Continuous T�rk�e'ye, eylem sonu�lanmamış ise (A) "y�klem + -Iyor/-mEktE", eylem sonu�lanmış ise (B) "y�klem + -DI" ile aktarılır. 3. Past : Ge�miÅŸ zaman 3.1. Simple Past Tense a) Ge�miÅŸte belirli bir zamanda bitmiÅŸ bir olay i�in kullanılır. Bu kullanımın Present Perfect'ten farkı olayın ge�tiÄŸi zamanın ve ayrıntıların �nem kazanmasıdır. - He left a minute ago. Bir dakika �nce �ıktı. - Where did the accident happen ? Kaza nerede oldu ? Simple Past'ın bu kullanımı (A) T�rk�e'ye "y�klem + -DI", daha resmi yapılarda ise "y�klem + mIÅŸtIr" kullanılarak aktarılır. b) Ge�miÅŸe ait bir alışkanlık i�in "always", "never", vs. ile kullanılır. - He always wore a hat. S�rekli/Hep ÅŸapka giyerdi. Simple Past'ın bu kulanımı (B) T�rk�e'ye "y�klem + -I/ErdI" kullanılarak aktarılır. 3.2. Past Perfect Tense a) Ge�miÅŸe ait iki olayın bulunduÄŸu bir durumda ve bu iki olaydan birinin diÄŸerinden �nce olması halinde, �nce olan olay i�in "Past Perfect", sonra olan olay i�in de "Simple Past" kullanılır. - When the police arrived, the burglad had escaped. Polis geldiÄŸinde hırsız ka�mıştı. b) "Past Perfect" temelde "Present Perfect'in past halidir. - He had won 3 Oscars. 3 Oscar kazanmıştı. Past Perfect T�rk�e'ye "y�klem + -mIÅŸtI" ile, ya da, pek sık olmasa da, "y�klem + - DıydI" ile aktarılır. 3.3. Past Perfect Continuous Tense "Present Perfect Continuous" yapının past halidir. - I had been writing since 10 this morning. O sabah 10'dan beri yazmaktaydım. - You looked terrible. Had you been fighting ? Berbat g�r�n�yordun. Kavga mı etmiÅŸtin ? Past Perfect Continuous T�rk�e'ye " y�klem + - Iyordu / -mEktEydI / -mIÅŸtI kullanılarak aktarılabilir. 3.4. Past Continuous Tense a) Ge�miÅŸte bir s�re devam etmiÅŸ olan olayların aktarımında kullanılır. - She was earning quite a lot of money. Olduk�a �ok para kazanıyordu / kazanmaktaydı. b) Devam etmekte iken ani ve daha kısa bir eylemle karşılaÅŸan ya da o eylem tarafından kesintiye uÄŸratılan bir eylem i�in kullanılır. - When she heard the explosion she was having bath. Patlamayı duyduÄŸunda banyo yapıyordu. Past Continuous T�rk�e'ye "y�klem + -Iyordu / -mEktEydI" ile aktarılır. 3.5. "Infinitive" yapılarda past "Infinitive" (to + y�klem) İngilizce'de "to have + V3" ile past hali alır. - He is believed to have a big fortune. PRESENT İnanışa g�re b�y�k bir serveti var. - He is believed to have lived in misery. PAST İnanışa g�re sefalet i�inde yaÅŸadı / yaÅŸamış. 3.6. "Gerund" yapılarda past "Gerund" (y�klem + - ing) yapısı "having + V3" kullanılarak past yapılabilir. - Having completed the task, the students had a break. (= After they had completed ... ) G�revi tamamladıktan sonra �ğrenciler ara verdiler. Bu yapı perfect nitelik de taşıyabilir. - Having completed the task, the students will have a break. (= After they have completed .... ) 4. Future: Gelecek zaman 4.1. will a) Bir plan ya da kesinleÅŸmiÅŸ ama� olmadığı durumlarda kullanılır. - Don't worry. You'll succeed. EndiÅŸelenme. BaÅŸaracaksın. Bu kullanım (A) T�rk�e'ye "y�klem + - EcEk" ile aktarılır. b) Sonucun kesin / doÄŸal olduÄŸu bilinen durumlarda, kimi zaman da bir inatlaÅŸma s�z konusu ise kullanılır. - When it is wet, this paint will give a terrible smell. Islakken bu boya berbat bir koku salar / salacaktır. - Don't insist. She will say no. Israr etme. Hayır der / diyecektir. Bu kullanım (B) T�rk�e'ye "y�klem + - I/Er" ya da "y�klem + - EcEkDIr" ile aktarılır. 4.2. be (am/is/are) going to a) Bir plan ya da kesinleÅŸmiÅŸ ama� olduÄŸu zaman kullanılır. - Don't worry. I'll help you. EndiÅŸelenme. Sana yardım edeceÄŸim. b) Bir eylemin ger�ekleÅŸeceÄŸine ait kesin iz, belirti varsa kullanılır. - She looks very pale. I think she's going to faint. �ok solgun g�r�n�yor. Sanırım bayılacak. Bu kullanımlar (A-B) T�rk�e'ye "y�klem + - EcEk" ile aktarılır. c) "was / were going to" yapısı yapılması ama�lanan ama ger�ekleÅŸmesine olanak ya da gerek kalmayan eylemler i�in [1] - ya da bunun tam tersi olarak ger�ekleÅŸmesine gerek yokken ger�ekleÅŸen [2] - olaylar i�in kullanılır. - I was going to call him. He called me. [1] Onu arayacaktım. O beni aradı. - They weren't going to visit the ancient church but they did so while they took shelter there during the rain. [2] Antik kiliseyi gezmeyeceklerdi ama yaÄŸmurdan korunmak i�in oraya sığındıklarında geziverdiler. Bu kullanım © T�rk�e'ye y�klem + - EcEktI" ile aktarılır. 4.3. be (am/is/are/ ..) to a) "will (definitely)" anlamında kullanılır. - The Queen is to visit New Zealand. Krali�e Yeni Zelanda'yı ziyaret edecek. Bu kullanım (A) T�rk�e'ye "y�klem + - EcEk" ile aktarılır. b) "should" anlamında kullanılır. - You are to do your homework. Ev �devini yapman gerek. Bu kullanım (B) T�rk�e'ye "should" gibi aktarılır. 4.4. Future Continuous Tense Gelecekte s�r�yor olacak eylem i�in kullanılır. - This time tomorrow, I'll be sleeping. Yarın bu saatler uyuyor olacağım. Future Continuous T�rk�e'ye "y�klem + - Iyor / - mEktE olacak" ile aktarılır. 4.5. Future Perfect Tense Gelecekte bir zamanda tamamlanmış olacak eylem i�in - genelde zaman belirten by kelimesi ile birlikte - kullanılır. - This time tomorrow, I'll have gone to bed. Yarın bu saatler yatmış olacağım. Future Perfect T�rk�e'ye "y�klem + - mIÅŸ olacak" ile aktarılır. YARDIMCI Y�KLEMLER 1. Tanım Bu b�l�mde ele alınan y�klemler birer yardımcı y�klemdir. Tek baÅŸlarına kullanıldıklarında y�klem olarak taşıdıkları anlamı taşımazlar ("Yes, I can" gibi kısa yanıt durumları dışında). Bu nedenle, kimi yardımcı y�klemlerin isim ya da y�klem olarak taşıdıkları anlama (can (n) = teneke kutu, have (v) = sahip olmak, May (n) = Mayıs, must (n) = gereklilik, will (n) = irade; vasiyetname) dikkat etmek gerekebilir. 2. Kullanım ve �eviri Yardımcı y�klemler alfabe sırasına g�re ele alınmıştır. 2.1. be (am / is / are) able to "Bir ÅŸeyi yapabilmek" anlamını taşır. - I am able to run a mile. Bir mil koÅŸabilirim. - They will be able to complete the project on time. Projeyi zamanında tamamlayabilecekler. - She was able to say a few words. Birka� kelime s�yleyebildi. - We haven't been able to understand it. Onu anlayabilmiÅŸ deÄŸiliz. Bu yapı T�rk�e'ye "y�klem + - EbIl- " ile aktarılır. Gerekli zaman takısı eklenir. 2.2 can a) bir ÅŸeyi yapabilmek - Can you speak German ? Almanca konuÅŸabilir misin ? b) olasılık - He can be here any moment. Her an gelebilir. c) izin, rica - Can I leave early ? Erken �ıkabilir miyim ? - Can you turn the volume down ? Sesi kısabilir misin ? Bu kullanımlar (a-c) T�rk�e'ye "y�klem + - EbIl- ile aktarılır. d) Olumsuz sonu� �ıkarma - It can't be her. She is much taller. Bu o olamaz. O daha uzun boylu. e) Ge�miÅŸe ait olumsuz sonu� �ıkarma. - She can't have left earlier. Daha erken �ıkmış olamaz. 2.3. could a) Ge�miÅŸte bir ÅŸeyi yapabilmek. - I could swim across the lake then. O zamanlar g�l� y�zerek ge�ebilirdim. b) olasılık - Perhaps she could answer all the questions. Belki de t�m sorulara yanıt verebilir. c) izin, rica - Could you do me a favour ? Bana bir iyilik yapar mısın ? d) teklif - Could we meet at around 12 tomorrow ? Yarın saat 12 civarında buluÅŸabilir miyiz ? e) Sonu� �ıkarma - He could be at home. He could be sleeping. Evde olabilir. Uyuyor olabilir. f) Ger�ekleÅŸmemiÅŸ, ge�miÅŸe ait olasılık - I could have passed the test. Sınavı ge�ebilirdim. 2.4. dare a) Cesaret etmek - She daren't do it. Yapmaya cesaret edemez. b) Sadece I daresay yapısı ile, olasılık - I daresay you are tired. Sanırım yorgunsun. 2.5. had better Tercih, "olsa iyi olur" - Hadn't we better start rightaway ? Hemen baÅŸlamak/baÅŸlamamız iyi olmaz mı ? - I'd better keep it in a box. Onu bir kutuda saklasak iyi olur. 2.6. have (got) to a) KonuÅŸmacının ger�eklere dayanarak ilettiÄŸi zorunluluk. - She has to leave immediately. There is a phone call. Hemen �ıkması gerek. Telefon var. b) Gerekmezlik (= needn't ) - You don't have to study at all. Hi� �alışman gerekmez. - She won't have to go. Gitmesi gerekmeyecek. - We didn't have to buy anything. Hi�birÅŸey satın almamız gerekmedi. Kimi zaman have = sahip olmak y�klemi, have to yardımcı y�kleminin kullanımına benzer bir �ekilde kullanılıyor olabilir. C�mlenin anlamını yanlış anlamamak i�in dikkat etmek gerekir. - This book has a lot to say. (= This book has a lot of things to say.) 2.7. may a) Olasılık - We may never see that comet again. Bu kuyruklu yıldızı bir daha hi� g�remeyebiliriz. b) İzin, rica - You may go. Gidebilirsin. c) Gelecekte tamamlanması olası eylem. - Many species may have died out by then. O zamana kadar pek �ok t�r t�kenmiÅŸ olabilir. d) Ge�miÅŸe ait olası eylem - He may have missed the bus. Otob�s� ka�ırmış olabilir. / Belki de otob�s� ka�ırdı. e) Ge�miÅŸte ger�ekleÅŸmemiÅŸ olasılık - They may have won the match. They played terribly. Ma�ı kazanabilirlerdi. f) may as well = had better "may well" kullanımına dikkat ! Bu yapıda well kelimesi pekala, neden olmasın anlamını taşır. g) Dualar "may" ile olur. "May" yardımcı y�klemi �zneden �nce gelir. - May God be with you. Tanrı seninle olsun. h) "RaÄŸmen" anlamı veren c�mlelerde, devrik yapıda "may" kullanılabilir. 2.8. might a) zayıf olasılık - This medicine might have some side effects. Bu ilacın bazı yan etkileri olabilir. b) izin isteme - Might we suggest something ? BirÅŸey �nerebilir miyiz ? c) gelecekte tamamlanması olası eylem - By the year 2.000, you might have died. 2000 yılına gelindiÄŸinde �lm�ş olabilirsin(iz). d) ge�miÅŸe ait olası eylem - He might have tried to contact you. Sana ulaÅŸmaya �alışmış olabilir. e) ge�miÅŸte ger�ekleÅŸmemiÅŸ olasılık - They might at least have apologized. En azından �z�r dileyebilirlerdi [ama dilemediler] f) might as well = had better 2.9. must a) konuÅŸmacının zorunlu g�rd�ğ�, kendi fikrine dayalı zorunluluk - I don't want her here. She must go. Onu burada istemiyorum. Gitmeli./Gitmesi ÅŸart. b) �ok kuvvetli olasılık - There must be a mistake. Check it again. Bir hata olmalı./ Mutlaka bir hata vardır. Yeniden kontrol et. - He must be sleeping. I can hear his snore. Uyuyor olmalı. Horultusunu duyabiliyorum. Bu yapının olumsuzu mustn't ile deÄŸil can't ile oluÅŸturulur. c) Yasaklama - You must not take any pictures here. Burada fotoÄŸraf �ekmemelisin(iz). d) Ge�miÅŸte ger�ekleÅŸmiÅŸ olması olası eylem - He must have missed the bus. Otob�s� ka�ırmış olmalı. Bu yapının olumsuzu musn't have ile deÄŸil can't have ile oluÅŸturulur. 2.10. need(n't) a) Gerekmezlik (= don't/doesn't have to) - You needn't worry. EndiÅŸelenmen gerekmez/gereksiz. b) Gereklilik - Need I sign it ? İmzalamam gerekir mi ? c) Ge�miÅŸte gerek olmadığı halde yapılmış eylem. - We needn't have brought our tent; his tent is large enough. �adırımızı getirmemiz gerekmezdi. Onun �adırı yeterinde geniÅŸ. 2.11. ought to a) �ğ�t, tavsiye - It ought to be cleaned every two months. İki ayda bir temizlenmesi gerek. b) Ge�miÅŸte ger�ekleÅŸ(me)miÅŸ olasılık. - She ought to have been more careful Daha dikkatli olması gerekirdi. 2.12. shall a) Gelecek. Resmi kullanım. - When shall we announce the results ? Sonu�ları ne zaman a�ıklayacağız ? b) Sadece I ve we ile, �neri. - Shall we go out ? �ıkalım mı ? c) Will yerine. Resmi kullanım. - The accused shall be interrogated. Sanık sorguya �ekilecek. 2.13. should a) Y�k�ml�l�k - He should work harder. Daha fazla �alışması gerek. b) Åžu anda ger�ekleÅŸmesi gerekirken ger�ekleÅŸmeyen - ya da bunun tam tersi - eylem. - You should be at home now. You should be studying. Åžu anda evde olman gerekirdi. Ders �alışıyor olmalıydın. c) Why veya How ile, tedirginlik ve �fke ifadesinde. - How should I know it ? Ben nereden bileyim ? d) Olasılık - He worked hard. So, he should succeed. İyi �alıştı. Kazanması gerekir. / Kazanacaktır. e) Ge�miÅŸte ger�ekleÅŸmemiÅŸ gereklilik - She should have seen her mistake. Hatasını g�rmesi gerekirdi. f) Bazı y�klem ve sıfatlarla - I advise that she should resign. - Was it essential that he should be sacked ? g) Second conditional yapıda, devrik c�mle oluÅŸturmak i�in. - Should he come, give him my message. 2.14. used to a) Ge�miÅŸte olan ve artık devam etmeyen al??kanlık. - I used to exercise regularly. D�zenli olarak alıştırma yapardım. b) Olumsuz yapıda, ge�miÅŸte olmayıp sonradan edinilen al??kanlık. - She didn't use to smoke. Eskiden sigara i�mezdi. - He never used to leave the office early. Ofisten asla erken ayrılmazdı. Her ne kadar used to ile doÄŸrudan bir ilgisi olmasa da, karışıklığa �ok �abuk neden olabildiÄŸi i�in be used to ve get used to yapılarına da deÄŸinmek yerinde olacaktır. Be used to "alışkın olmak", get used to ise "alışkanlığı kazanmak" anlamlarını taşırlar ve yardımcı y�klem �zellikleri yoktur. - "Your neighbours upstairs are making a lot of noise." - "I'm used to it." - When I first moved to Ankara, life was difficult. Then I got used to living here. 2.15. will a) GeleceÄŸe y�nelik durum, eylem - I will come with you. Seninle geleceÄŸim. - Next month, we'll be opening a new branch. Gelecek ay yeni bir ÅŸube a�ıyor olacağız. - Next month, we'll have opened a new branch. Gelecek ay yeni bir ÅŸube a�mış olacağız. b) Rica, istek - Will you please leave the door open ? L�tfen kapıyı a�ık bırakır mısın ? c) GeleceÄŸe y�nelik kesin ve doÄŸal sonu� - She is so stubborn. She'll refuse it. �ok inat�ı. Reddeder./Reddedecektir. 2.16. would a) Ge�miÅŸte alışkanlık. Used to yapısından farkı, bu alışkanlığın bitmiÅŸ olmasının gerekmemesidir. - He would drink a glass of wine after dinner. AkÅŸam yemeÄŸinden sonra bir bardak ÅŸrap i�erdi. b) Rica, istek - Would you send the brochures as soon as possible ? Broş�rleri olabildiÄŸince �abuk g�nderir misiniz ? c) Ge�miÅŸte zorunluluk, kimi zaman inat taşıyan eylem. - I begged him to help me, but he wouldn't. Bana yardım etmesini istedim ama etmeyeceÄŸi tuttu. d) Ge�miÅŸte ger�ekleÅŸmemiÅŸ eylem. - We would have stayed longer but the weather changed. Daha uzun kalırdık ama havalar deÄŸiÅŸti. e) Second conditional t�r� kullanımda - If you had not been so lazy you would be studying at university now. O kadar tembel olmasaydın ÅŸimdi �niversitede okuyor olurdun. 2.17. would rather "Tercih etmek, yeÄŸlemek" anlamını taşır. - I'd rather die keep silent. Sessiz kalmayı yeÄŸlerim. / Ben iyisi mi sessiz kalayım. Tercih s�z konusu olduÄŸunda than kullanılır. - We'd rather starve to death than eat it. Onu yemektense a�lıktan �lmeyi tercih ederiz, would rather + kiÅŸi durumunda bu kiÅŸiden sonra gelen y�klem Simple Past Tense ile oluÅŸturulur, ama anlam past deÄŸildir. - I'd rather you went first. Senin �nce gitmeni tercih ederim. 3. DiÄŸer kullanımlar Bazı yardımcı y�klemler, �zellikle Reported Speech yapılarda, birbirlerinin past hali olarak kullanılırlar. Bu konudaki yanılgılardan biri, shall yardımcı y�kleminin past halinin should olduÄŸudur; shall yapısının past hali sadece would yardımcı y�klemi olabilir. EDİLGEN YAPI 1. KULLANIM İngilizce'de "passive" yapı "be + V3" yapısı ile olur. "Be" y�klemi c�mlenin zamanına uygun olarak "am, is, are, was, were, be, been" hallerinden birini alır. T�rk�e'de ise "edilgen" yapı "y�klem + -Il/In" yapısı ile oluÅŸturulur. 2. ZAMANLAR VE YARDIMCI Y�KLEMLERDE "PASSIVE" Simple Present English is spoken in many countries. Present Continuous The house is being decorated. Present Perfect She has been informed. Present Per. Cont. The research has been being done. * Simple Past I was informed. Past Continuous I was being followed. Past Perfect He had been misunderstood. Past Per. Cont. I had been being questioned for hours. * Future will It will be completed on time. going to They are going to be invited. continuous You will be being informed soon. * perfect It will have been opened by next week. Modal verbs can can + V3 could could + V3 had better had better + V3 have to have to + V3 may may + V3 might might + V3 must must + V3 need need to + V3 ought to ought to + V3 shall shall + V3 should should + V3 used to used to + V3 would would + V3 would rather would rather + V3 * ile iÅŸaretli olan yapıların kullanımı yoktur. 3. "PASSIVE" ANLAM TAÅžIYAN Y�KLEMLER Bazı y�klemler, c�mleye g�re, "Passive" anlam taşıyarak kullanılabilirler. - Your report reads well. - The new Ford is selling badly. - It is a nice material, but it doesn't wash. 4. "ACTIVE" C�MLENİN NESNESİNİN BİR "CLAUSE" OLMASI �rneklerde de g�r�leceÄŸi gibi, "active" bir c�mlenin nesnesinin bir "clause" olması durumunda - People believed (that) the witches communicated with the devil. CLAUSE İnsanlar cadıların ÅŸeytanla iletiÅŸim kurduÄŸuna inan(ır)dı. bu c�mle �eÅŸitli durumlarda "passive" yapılabilir. - It was believed that the witches communicated with the devil. CLAUSE - The witches were believed to communicate with the devil. S V - That the witches communicated with the devil was believed. S V Cadıların ÅŸeytanla iletiÅŸim kurduÄŸuna inanıl(ır)dı. Bu t�r "passive" c�mlelere bir diÄŸer �rnek: - Nobody knew whether he was telling the truth. S V O = CLAUSE - It was not known whether he was telling the truth. - Whether he was telling the truth was not known. 5. "INFINITIVE" YAPININ "PASSIVE" HALİ 5.1. be to + PASSIVE a) Gereksinim - These carpets are to be cleaned regularly. (=should be cleaned) - This form is to be filled in in ink. Bu formun m�rekkepli kalemle doldurulması gerek. - There is a lot of work to be done. Yapacak/ Yapılacak �ok iÅŸ var. b) "will" anlamında - An offer as generous as this one is not to be refused. Bu kadar c�mert bir �neri reddedilmez. 5.2. "be" + "to be seen / found / congratulated" - He was nowhere to be seen. Hi�biryerde g�r�lmedi/ Onu g�ren olmadı. - The dog was nowhere to be found. K�pek hi�biryerde bulunamadı. 5.3. "be + to blame" yapısı "be + to be blamed" anlamında - Nobody is to blame for the accident. Kaza i�in kimse su�lanamazdı./ Kazada kimsenin su�u yoktu. 5.4. "anything / nothing" + "to do / to be done" - There is nothing to do. Yapacak hi�birÅŸey yok [bu y�zden canım sıkılıyor]. - There is nothing to be done. Yapacak hi�birÅŸey yok. / Elden birÅŸey gelmez [o y�zden at onu gitsin]. 5.5. "supposed to" - I am supposed to be at home gibi bir c�mle iki tamamen farklı anlam taşıyabilir: [1] = Everyone supposes that I'm at home. Herkes benim evde olduÄŸumu sanıyor. [2] = I should be at home now. Åžu an evde olmam gerekirdi. Uygun anlam "baÄŸlam" yolu ile anlaşılabilir. 5.6. "to have been + V3 " "to have been + V3" yapısı "perfect/past" anlam taşıdığından - I would like to be invited c�mlesi T�rk�e'ye Davet edilmeyi isterim. / KeÅŸke davet edilsem ÅŸeklinde aktarılabilirken, - I would like to have been invited c�mlesi Davet edilmiÅŸ olmayı isterdim. / KeÅŸke beni davet etselerdi ÅŸeklinde T�rk�e'ye aktarılabilir. 5.7. "get + (nesne) + V3" İngilizce'de edilgen yapıda "be + V3" yerine "get + V3" kullanılabilmektedir. - How did the window get broken ? Cam nasıl kırıldı ? - He got his money stolen. Parasını �aldırdı. C�MLE + C�MLE: "COORDINATION" 1. TANIM C�mleyi oluÅŸturan unsurlar birbirlerine "coordination" yolu ile baÄŸlandıklarında, �eÅŸitli "coordinator"lar kullanılmaktadır. Bunlardan basit olanlar, and or but, kullanım a�ısından daha kapsamlı olanlar ise either ... or both ... and nor, neither ... nor not only ... but (also/as well) olarak guruplandırılabilir. 2. KULLANIM VE �EVİRİ 2.1. And, or, but Kullanım ve �eviri a�ısından bu �� basit "coordinator" �nemli sorunlar oluÅŸturmazlar. - I wonder whether I should stay and wait or whether it is better to leave. Kalmalı ve /Kalıp beklemeli miyim yoksa / ya da /, ayrılmak daha mı iyi bilemiyorum. "And" T�rk�e'ye "ve", "y�klem + - Ip", ya da "," ÅŸeklinde aktarılabilir. "Or" T�rk�e'ye "ya da", "veya", "(ve)yahut", ya da "," ile aktarılabilir. "But" T�rk�e'ye "fakat", "ama", "ancak", ya da "," ile aktarılabilir. Kimi zaman "but" kelimesi "except" (= dışında, haricinde) anlamını taşıyabilir. Bu durumda "but" kelimesini bir y�klem izlerse y�klem "to" kullanılmadan baÄŸlanır. - We have no choice but resign. İstifa etmekten baÅŸka bir se�eneÄŸimiz yok. 2.2. Either ... or - Either you are crazy or I know nothing. (Ya sen �ılgınsın ya da ben birÅŸey bilmiyorum! ) / EÄŸer sen �ılgın deÄŸilsen ne olayım ! - You may either stay here or (you may) go out. İster burada kal ister �ık. Bu yapı T�rk�e'ye "Ya ... ya da", "İster ... ister" yapıları ile aktarılır. 2.3. Both ... and - The old secretary could both type excellently and take shorthand. Eski sekreter hem kusursuz daktilo yazabiliyordu hem de steno biliyordu. Bu yapı T�rk�e'ye "Hem ... hem de", "Gerek ... gerekse" yapıları ile aktarılır. 2.4. Nor "Nor" kullanılan c�mlede, vurgu saÄŸlamak i�in, "�zne + y�klem" yapısı tersy�z edilerek devrik yapı oluÅŸturulur. - He didn't accept the offer. Nor did he refuse it. Teklifi kabul etmedi. Red de etmedi./Reddetmedi de. Bu yapı T�rk�e'ye "ne ... ne de" ya da " -mEdIÄŸI / mEyEcEÄŸI gibi, ..... olumsuz y�klem" ÅŸeklinde aktarılabilir. 2.5. Not only ... but (also/as well) "Nor" kullanılan c�mlede olduÄŸu gibi, "Not only..." yapısıyla c�mleye baÅŸlanması durumunda c�mlede devrik yapı oluÅŸur. - Not only does he play the guitar but he is a good singer (as well). Sadece gitar �almakla kalmaz, iyi bir ÅŸarkıcıdır da. - They not only broke/Not only did they break into his office, (but) they also stole his computer. Hem b�rosuna zorla girdiler hem de bilgisayarını �aldılar. Bu yapı T�rk�e'ye "sadece / yalnızca + {olumsuz / olumlu y�klem } ... bir de / ayrıca / �stelik + { olumlu / olumsuz y�klem } yapısı ile ya da "hem ... hem de" ile aktarılır. 2.6. Neither ... nor Bu yapıda da vurgu amacı ile devrik yapı kullanılabilir. - We are neither aware nor (are we) fully ignorant of the subject. Konu hakkında ne bilgimiz var ne de tamamen bilgisiz durumdayız. Bu yapı T�rk�e'ye "ne ... ne de" ÅŸeklinde aktarılabilir. C�MLE + C�MLE: "SUBORDINATION" 1. TANIM İngilizce'de ve T�rk�e'de c�mleler birbirlerine basit baÄŸla�larla baÄŸlanabildikleri gibi, �eÅŸitli tamlamalar yapılarak da baÄŸlanabilirler. Bu yapılar İngilizce'de "Clause Sentence", "Super Structure" gibi isimler alır. Ana fikri taşıyan ve mutlaka tam bir yargı oluÅŸturan c�mleye "BaÅŸ / Ana C�mle" (=Main Clause), her t�rden diÄŸer bileÅŸene ise "İkincil / Yan C�mle" (=Secondary/Subordinate Clause) denilmektedir. - When I met him, he was in the army. Yan c�mle Ana c�mle 2. �EVİRİ İŞLEMİ C�mle i�indeki g�revleri "�zne" [1] ya da "nesne" [2] yerine ge�mek olduÄŸunda ikincil c�mleler basit c�mle yapısının �zne ya da nesneleri olarak kabul edilebilir ve T�rk�e'ye rahatlıkla aktarılabilirler. "Relative Clause" ve "Noun Clause" bu t�r yapılardır. - The sentence(that) you are reading is a clause sentence. [1] S V O ("Relative Clause") - They say that it is easy to make a noun clause. [2] S V O ("Noun Clause) Comparative Clause" ve "Adverbial Clause" yapılarda ise bir c�mlecik + c�mle durumu s�z konusudur ve �eviri iÅŸlemini de buna g�re yapmak gerekecektir. Bu durum biri "Noun Clause" [1] diÄŸeri ise "Adverbial Clause" [2] olan iki c�mlenin �evirisi ile a�ıklanırsa: - Tom claims that the problem is exaggerated. [1] c�mlesinde, S V O - Tom claims (that) a child stole his vallet. ÅŸeklinde bir yapı mevcuttur. İngilizce bir basit c�mle ( S + V + O ) T�rk�e'ye S + O + V (�+ N+ Y) ÅŸeklinde aktarılabileceÄŸine g�re, �nce kendi i�inde bir basit c�mle yapısı taşıyan "nesne" T�rk�e'ye �evrilirse: .. (that ) a child stole his vallet. S V O � N Y .. bir �ocuÄŸun c�zdanını �aldığını Bu nesne t�m c�mleye eklendiÄŸinde, - Tom claims that a child stole his vallet. S V ( : ) O � N Y - Tom bir �ocuÄŸun c�zdanını �aldığını iddia ediyor �evirisi ortaya �ıkacaktır. Oysa bir "adverbial clause" olan - Because he was late, he missed the bus. [2] c�mlesi incelendiÄŸinde ise, - Because he was late, he missed the bus Neden belirten Ana c�mle yan c�mle yapısı ortaya �ıkmaktadır. Bu durumda da �eviri iÅŸlemi, - Because he was late, he missed the bus. S V , S V O � Y � N Y - (O) ge� kaldığı i�in (o) otob�s� ka�ırdı. ÅŸeklinde olacaktır. RELATIVE CLAUSE 1. TANIM "Relative Clause" yapı bir isim ve o ismi tanımlayan ve isme genelde "who , which , that, where , .." gibi kelimelerle baÄŸlanan bir tamlayandan oluÅŸur: - The ring that/which was stolen has finally been found. İsim BaÄŸlayan Tamlayan Y�klem ������������ �zne T�rk�e'de bu t�r bir yapı, İngilizce'nin aksine, �nce tamlayan, sonra da tamlanan isim ÅŸeklinde yapılmaktadır: - �alınan y�z�k sonunda bulundu. Tamlayan İsim (-an = baÄŸlayan) �������� �zne Bu �rnekten de anlaşılacağı gibi, �eviri yaparken tamlayan ile tamlananın yerlerini deÄŸiÅŸtirmek gerekmektedir. T�rk�e'de ayrıca y�kleme "-En" ya da "-DIÄŸI" eklenir. 2. DEFINING RELATIVE CLAUSE 2.1. who/which/that Nesne isimleri i�in "which" ya da "that" kullanılır. - Tom didn't like the computer which they recommended. Tom onların tavsiye ettiÄŸi bilgisayarı beÄŸenmedi. KiÅŸi isimleri i�in ise "who" ya da "that" kullanılır. Her iki durumda da "that" �oÄŸu zaman resmi nitelik ta??mayan anlatımlarda kullanılmaktadır. - The man who killed the leader is being questioned. Lideri �ld�ren adam sorgulanıyor. BaÄŸlayan kelimenin (who, which, ..) hemen arkasından bir y�klem gelmesi durumunda baÄŸlayan kelimenin kullanılması zorunludur. - The car which was parked there was towed away. Oraya park edilen araba �ekilerek g�t�r�ld�. BaÄŸlayan kelimenin (who, which, ..) hemen arkasından bir y�klem gelmemesi durumunda (isim + [who/which/..] + isim) baÄŸlayan kelimenin kullanılması zorunlu deÄŸildir. - The man my sister loves has never talked to me. İsim + İsim KızkardeÅŸimin sevdiÄŸi adam benimle hi� konuÅŸmadı. İngilizce'de kimi y�klemler ve sıfatlar bir "preposition" ile birlikte kullanılırlar (look at, listen to gibi). Bir "Relative Clause" yapıda bu t�rden bir "preposition" olması durumunda y�klem ya da sıfata ait "preposition" "who/which"in hemen �n�ne alınabilir. - He didn't tell me who he shouted at. > He didn't tell me at whom he shouted. Bana kime bağırdığını s�ylemedi. Bu yapıda "preposition"dan �nce kesinlikle "that" kullanılamaz. "All that ... " yapısında "-En/DIÄŸI herÅŸey" anlamı vardır. Dikkat edilmesi gereken nokta, kimi zaman iki y�klemin birbiri ardına gelmesidir. - All (that) I own is yours. S V O Sahip olduÄŸum herÅŸey senin (dir). � N Y - I will give you all you want. S V O O (Ben) sana istediÄŸin herÅŸeyi vereceÄŸim. � N N Y "None /All / .. (of) those/the people /.. .. who /whom /.." yapısı "-EnlErIn t�m� / hepsi / .." anlamını taşır. - All those who want a ticket should go to the entrance. S V O Bilet isteyenlerin t�m�n�n giriÅŸe gitmesi gerekmekte. � N Y "anything / nothing /.. to + y�klem" yapısı aslında "anything / nothing /.. which someone can / will / .. + y�klem" yapısıdır. - I can't find anything to say. (= anything I can say.) (Ben) s�yleyecek birÅŸey bulamıyorum. Relative Clause" yapılarda what kelimesi de - the thing which anlamında - kullanılabilir. - The gained first position in what is the most important competition of the year. 2.2. "-ing" clause Bu t�r c�mleler "who/which" ile yapılan tamlamanın bir t�r kısaltması niteliÄŸindedir. �rneÄŸin, - I like the girl (who is) studying over there. Åžurada �alışan / �alışmakta olan kızdan hoÅŸlanıyorum. / kız hoÅŸuma gidiyor. Bu yapıda genelde y�kleme "continuous" anlam y�klenir. Bu nedenle de, �rneÄŸin, * The boy bringing the milk has been sick in bed for some time, c�mlesi yanlıştır. Buradaki mantıksızlık, oÄŸlanın hem s�t� getiriyor olması (The boy [who is ] bringing) hem de bir s�redir hasta yatıyor olmasıdır. Bu c�mle, - The boy who brings the milk has been ill for some time, ÅŸeklinde d�zeltilebilir. 2.3. Past Participle (=V3) Clause Bu yapıda ismi izleyen ve "past participle" durumda kullanılan y�klem, edilgen (=Passive) �zellik ta??maktadır. - The purse (which was) lost has not been found yet. Kaybedilen c�zdan hen�z bulunamadı. 2.4. Prepositional Phrases - .. the man who is waiting over there. .. the man waiting over there. � ...the man over there. � Bu yapı �eviri a�ısından bir sorun oluÅŸturmaz. 2.5. "Cleft" C�mle C�mlenin belirli bir par�asını vurgulamak gerektiÄŸi zaman, T�rk�e'de vurgulanacak b�l�m y�kleme yaklaÅŸtırılmaktadır. İngilizce'de bunun yazı dilinde yolu vurgulanacak b�l�m�n altını �izmek ya da o b�l�m� yatık harflerle yazmak, ya da bazı yapılar i�in devrik yapı kullanmak; konuÅŸma dilinde ise sesin y�kselmesi ile vurguyu belli etmektir. "Relative Clause" �zelliÄŸi taşıyan "cleft" c�mle, vurguyu saÄŸlamanın bir diÄŸer yoludur. İki t�r "cleft" c�mleden s�z edilebilir. a) It is/was/.. who/that.. - My mother threw an egg at the President yesterday. Annem d�n BaÅŸkan'a yumurta fırlattı. - It was my mother who threw an egg at the President yesterday. BaÅŸkan'a d�n yumurta fırlatan (kiÅŸi) annemdi. - It was an egg that my mother threw at the President yesterday. Annemin BaÅŸkan'a d�n fırlattığı (ÅŸey) (bir) yumurtaydı. - It was at the President that my mother threw an egg yesterday. Annemin d�n yumurta fırlattığı (kiÅŸi) BaÅŸkan'dı. - It was yesterday that my mother threw an egg at the President. Annem BaÅŸkan'a yumurtayı d�n fırlattı. b) What ... is / was - What my mother threw at the President was an egg. Annemin BaÅŸkan'a fırlattığı ÅŸey yumurtaydı. - My left leg hurts. � What hurts is my left leg. - I like her charm. � What I like in her is her charm. 3. NON-DEFINING RELATIVE CLAUSE Bu yapıda kesinlikle that kullanılmaz. Tamlayan b�l�m bir t�r fazladan bilgi verir konumdadır ve bu y�zden de ana c�mleden virg�l yolu ile ayrılmaktadır. "Non-defining relative clause" bu �zelliÄŸinden �t�r� "Extra Information Clause" olarak da tanınır. 3.1. , who(m) / which - John, whom you know well, is totaly crazy c�mlesinde whom you know well b�l�m�, aynı Defining Relative Clause yapılarda olduÄŸu gibi, kendisinden �nce gelen ismi nitelendirmektedir. Bu nedenle, �eviri esnasında aradaki virg�lleri yok saymak yeterli olacaktır. - John whom you know well is totally crazy. S V 3.2. , where / when Who, which ve that yerine where ve when kelimelerini kullanmak da m�mk�nd�r. - Edinburgh, where I was born, is a beautiful city. DoÄŸduÄŸum yer olan Edinburgh g�zel bir ÅŸehir. 3.3. all / none / both / .. of whom / which - He has three sisters, all of whom are students. c�mlesi aynı bir Defining Relative Clause gibi ele alınabilir ve bu ÅŸekilde T�rk�e'ye aktarılabilir. Ancak, en iyisi virg�lden sonra gelen b�l�m� ayrı bir c�mle halinde aktarmaktır. �� kızkardeÅŸi var; ��� de �ğrenci. Bir baÅŸka �rnek bunun nedenini daha iyi a�ıklayacaktır. - Tim invested all his money on four companies, three of which went bankrupt in a year. c�mlesi tek bir c�mle halinde T�rk�e'ye aktarıldığında ortaya �ıkan * Tim b�t�n parasını ��� bir sene i�inde iflas eden d�rt ÅŸirkete yatırdı, c�mlesi hatalı bir anlam aktarıyor olacaktır, zira, bu durumda Tim ��� zaten iflas etmiÅŸ d�rt ÅŸirkete parasını yatırm?? olmaktadır. Oysa virg�lden sonra gelen b�l�m ayrı olarak aktarılırsa, Tim parasını d�rt ÅŸirkete yatırdı; bunlardan ��� bir sene i�inde iflas etti c�mlesi ile anlam tam ve doÄŸru olarak aktarılmış olmaktadır. 3.4. Sentential Relative Clause Sentential Relative Clause diÄŸer relative clause yapılardan farklı bir �zellik taşımaktadır. Bu nedenle de �eviri esnasında b�y�k dikkat g�sterilmesi gerekir. Defining ve non-defining yapılarda ortak olan nokta tamlayan b�l�m�n kendisinden �nce gelen ismi nitelendirmesidir. Sentential Relative Clause yapıda ise tamlanan virg�lden �nceki c�mlenin t�m�d�r. - He died young, which was a pity. Gen� yaÅŸta �ld�. Yazık oldu. - Around 40,000 people bought tickets for the stadium concert, which was more than was expected. Yaklaşık 40,000 kiÅŸi stadyum konserini izlemek i�in bilet aldı. Bu umulan sayının �zerindeydi. NOUN CLAUSE 1. TANIM "Noun Clause" bir t�r basit c�mle olarak ele alınabilir ve �eviri iÅŸlemi de buna g�re yapılabilir. C�mle ne kadar karmaşık yapıda g�z�k�rse g�z�ks�n, aÅŸağıdaki b�l�mlerde yer alan �rnek c�mlelerden de anlaşılacağı gibi, aslında bir S+V+(O) yapısı mevcuttur ve bu yapı T�rk�e'ye �+(N)+Y ÅŸeklinde aktarılır. 2. "THAT" CLAUSE 2.1. Reported speech a) Normal c�mleler - Ann told me that Tom liked beer. (S + V + O + O(S+V+O) ) Ann bana Tom'un biradan hoÅŸlandığını s�yledi. b) Emir / İstek c�mleleri - We told the boys to keep away from the cake. (S + V + O + O(V+O) ) (Biz) oÄŸlanlara kekten uzak durmalarını s�yledik. 2.2. "be" + that "To be" y�kleminin ardından, �znenin niteliÄŸini a�ıklamak i�in "that" ile baÄŸlanan b�l�m kullanılabilir. - My assumption is that inflation will remain a problem.(S + V + O(S+V+O)) Benim tahminim enflasyonun sorun olarak kalaca??(dır). 2.3. realise / see / .. + that Bu yapıda "notice, realise, understand, see, hear, imagine" gibi y�klemlerin ardından "that" ile baÅŸlayarak bu y�klemin nitelediÄŸi unsur anlatılmaktadır. �eviri ya da kullanım a�ısından diÄŸer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur. - I noticed that he was telling the truth. (S + V + O(S+V+0)) (Ben) onun doÄŸruyu s�ylemekte olduÄŸunu farkettim. 2.4. İsim, that .. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik g�sterir. - The report, that he will take measurements, justifies me. (S(NOUN+THAT+S+V+O) + V + O) Onun �nlemler alacağı (ÅŸeklindeki) rapor beni haklı �ıkarıyor. 2.5. That ... - That the budget deficit will increase is obvious t�r� bir c�mle �eviri a�ısından sorun oluÅŸturabilmektedir. Bunun nedeni de c�mlenin başındaki "That" kelimesine aldanılıp "Bu ..." ile �eviriye baÅŸlanmasıdır. B�yle bir �eviri, yukarıdaki �rnek c�mle a�ısından, iki y�nden yanlıştır. 1. "That" kelimesi "that book/pen/man" gibi yapılarda olduÄŸu gibi kendisinden sonra gelen ismi niteliyor olsa, bu durumda �rnek c�mledeki "the" kelimesinin kullanılmaması gerekirdi. 2. C�mle "Bu" kelimesi ile baÅŸlanarak aktarılacak ise bu durumda c�mle incelendiÄŸinde, - That the budget deficit will increase is obvious S V ? durumu ortaya �ıkacaktır. Yani c�mlenin sonunda yer alan "is obvious" b�l�m� ortada kalacaktır. Bu t�r c�mleler - That the budget deficit will increase is obvious (S( THAT +S+V+O) + V + O) yapısı taşımaktadır ve c�mlenin başındaki "That" T�rk�e'ye "y�klem + -DIÄŸI / -EcEÄŸI" ÅŸeklinde aktarılır. B�t�e a�ığının artacağı ortada(dır). "That" ile baÅŸlayan c�mleler "It ... that ..." yapısı ile de oluÅŸturulabilir. - It is obvious that the budget deficit will increase. 3. "WH" CLAUSE "Who(m/se), which, where, when, why, how (much / many / far / tall / .. )" gibi yapıların kullanıld??? c�mlelerdir. 3.1. Reported Speech KonuÅŸan kiÅŸinin sorularının aktarımıdır. - Peter asked where they had put the box. (S+ V+ O(WH+S+V+O)) Peter (onların) kutuyu nereye koymuÅŸ olduklarını sordu. 3.2. WH .. + be + (WH ..) - Why he didn't call the police is a mystery. (S(WH+S+V+O) + V + O) Onun neden polisi aramadığı bir gizem(dir). - What I gave Tom was not what he wanted from me. (S(WH+S+V+O) + V + O(WH+S+V+O)) Benim Tom'a verdiÄŸim ÅŸey, onun benden istediÄŸi (ÅŸey) deÄŸildi. 3.3. "be" + WH "To be" y�kleminin ardından, �znenin niteliÄŸini a�ıklamak i�in "WH" ile baÄŸlanan b�l�m kullanılabilir. - The problem is how the children find the way. (S +V + O(WH+S+V+O)) Sorun �ocukların yolu nasıl bulacakları (dır). 3.4. realise/see/.. + WH Bu yapıda "notice, realise, understand, see, hear, imagine" gibi y�klemlerin ardından "WH" ile baÅŸlayarak bu y�klemin nitelediÄŸi unsur anlatılmaktadır. �eviri ya da kullanım a�ısından diÄŸer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur. - His wife cannot understand why Peter refused the offer. (S + V + O(WH+S+V+O)) Karısı Peter'ın teklifi neden reddettiÄŸini anlayamıyor. 3.5. İsim, WH. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik g�sterir. - Your question, why Max didn't tell it, is interesting. (S(NOUN, WH+S+V+O) + V + O) Max'in onu neden anlatmadığı ÅŸeklindeki sorun ilgin� (tir). 3.6. WH + to WH kelimesini izleyen b�l�mde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı, WH + to olarak kısaltılabilir. - I don't know where I should go. to go. Nereye gideceÄŸimi/gitmem gerektiÄŸini bilmiyorum. 4. "YES/NO" CLAUSE 4.1. Reported Speech KonuÅŸan kiÅŸinin bir soru kelimesi (WH) kullanmadan oluÅŸturduÄŸu soruların aktarılmasıdır. - My lawyer asked me if /whether I had sent the form. (S + V + O + O(IF+S+V+O)) Avukatım bana (benim) formu g�nderip g�ndermediÄŸimi sordu. 4.2. whether to "Whether" kelimesini izleyen b�l�mde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı, whether to olarak kısaltılabilir. - The boss doesn't know whether he should believe his excuse / to believe his excuse. Patron onun mazeretine inanmalı mı inanmamalı mı bilemiyor. 4.3. "If" ve "whether" farkı Kullanım a�ısından "if" ve "whether" �eÅŸitli farklılıklar g�sterirler. "Whether" daha geniÅŸ bir kullanım alanına sahiptir. a) Whether + c�mle + V + (O) yapısında "if" kullanılmaması tavsiye edilir. - Whether he would pass the test was oubtful. Sınavı ge�ip ge�emeyeceÄŸi kuÅŸkuluydu. b) "be" + whether yapısında "if" kullanılmaz. - My problem is whether I will get a pay rise. Benim sorunum zam alıp alamayaca??m. c) "preposition" + whether yapısında "if" kullanılmaz. - Everything depends on whether they will come on time. HerÅŸey onların zamanında gelip gelmeyeceklerine baÄŸlı. d) .., whether yapısında "if" kullanılmaz. - You have yet to answer my question, whether I can count on your vote. Daha/Bir de benim, senin oyuna g�venebilir miyim soruma yanıt vermen gerek. e) whether + to yapısında "if" kullanılmaz. - I don't know whether to stay. Kalmalı mıyım, kalmamalı mıyım bilmiyorum. f) whether or not yapısında "if" kullanılmaz. - He didn't tell us whether or not he will be staying with us. Bizimle kalıp kalmayacağını s�ylemedi. 5. EXCLAMATIVE CLAUSE - He didn't know what a great chance he had missed. Nasıl da / Ne de b�y�k bir ÅŸans ka�ırm?? olduÄŸunu bilmiyordu. - It is incredible how fast he can run. O kadar hızlı koÅŸabilmesi inanılmaz (bir ÅŸey). Bu yapı kimi zaman iki ayrı anlam taşıyabilir ve doÄŸru anlamın �ıkarılması i�in c�mlenin ge�tiÄŸi metnin i�eriÄŸine bakılması gerekebilir. - I told her how late she was. (a) Ona ne kadar geciktiÄŸini s�yledim [saatten haber verdim]. (b) Ona ne kadar da geciktiÄŸini s�yledim. - They didn't know what mistake they had made. Ne hata yaptıklarını bilmiyorlardı. - They didn't know what a mistake they had made. Nasıl da (b�y�k) bir hata yapmış olduklarını bilmiyorlardı. 6. INFINITIVE CLAUSE T�rk�e'ye "y�klem + -mEk" ÅŸeklinde aktarılabilir. 6.1. To .. - To join the army was his only dream. (S(TO+V+O) + V + O) Orduya katılmak tek r�yasıydı. 6.2. To ..+ "be" + to .. - To challenge him is to risk your life. (S(TO+V+O) + V +O(TO+V+O)) Ona meydan okumak kendi yaÅŸamını riske atmaktır. 6.3. .. object + to - My father didn't want me to argue with Tom. /my arguing ... (S + V + O + O(TO+V+O)) Babam (benim) Tom ile m�nakaÅŸa etmemi istemedi. 6.4. İsim, to .. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik g�sterir. - Your ambition, to become a lawyer, requires hard work. (S(NOUN, TO+V+O) + V + O) (Senin) avukat olma(k) hevesin sıkı �alışma gerektirir. Bu yapının benzeri, "It .." ile sık olarak kullanılır. - It is natural for them to be together. that they are together. that they should be together. - It would be unwise for you to marry her. if you were to marry her. 7. "-ING" CLAUSE T�rk�e'ye "y�klem + -mEk" ÅŸeklinde aktarılabilir. 7.1. "-ing" .. - Watching TV has been his only enjoyment. (S(-ING+O) + V + O) Televizyon seyretmek onun tek eÄŸlencesi olmuÅŸtur. 7.2. "be" + "-ing" - His first job had been selling computers. (S +V + O(-ING+O)) İlk iÅŸi bilgisayar satmak olmuÅŸtu. 7.3. İsim, "-ing" Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik g�sterir. - Her thesis, studying cognitive factors, takes up all her time. (S(NOUN, -ING+O) + V + O) BiliÅŸsel unsurları incelemek konulu tezi t�m vaktini alıyor. 7.4. .. my/his/..(=Possessive) + "-ing" - I am against their digging the area. (S +V + O(POSSESSIVE+-ING+O)) (Ben) onların b�lgeyi kazmalarına kar??yım. 7.5. My/His/..(=Possessive) + "-ing" .. - My forgetting her name was a great mistake. (S(POSSESSIVE+-ING+O)+V+O) (Benim) onun adını unutmam/unutuÅŸum b�y�k (bir) hataydı. 7.6. There ... no /any + -ing ... Bu yapının T�rk�e'ye aktarılması i�in her zaman kullanılabilecek bir yol �nermek olanaksızdır. - There was no / wasn't any mistaking that voice. O sesi tanımamak / baÅŸka seslerle kar??tırmak olanaksızdı. - There is no / isn't any knowing what they will do next. Gelecek sefer ne yapacakları bilinmez. 8. BARE INFINITIVE CLAUSE 8.1. Ettirgen Yapı ("Causative") a) have so. do stg. = birisine birÅŸeyi rica ya da atama yolu ile yaptırmak. - We had the waiter clean the table. Garsona masayı temizlettik. b) get so. to do stg. = birisine ikna yolu ile birÅŸey yaptırmak. - Can you get your father to lend you the car ? Babanı arabayı vermeye ikna edebilir misin ? c) make so. do stg. = birisine birÅŸeyi (zorla) yaptırmak. - I'm not guilty ! They made me do it. Ben su�lu deÄŸilim ! Bana onlar yaptırdılar. d) have / get stg. + V3 = birÅŸeyi yaptırmak - She has had her hair dyed. Sa�ını boyattı. Bu yapıda "get + V3" yerine g�re edilgen anlam taşıyabilir. �rneÄŸin, - He got himself beaten c�mlesi ettirgen olarak ele alındığında Kendisini d�vd�rd� anlamı ortaya �ıkmaktadır. Oysa yapıyı edilgen olarak ele almak daha iyi olur: Dayak yedi. /D�v�ld�. İngilizce ettirgen yapıların �evirisi esnasında sorun oluÅŸturmasa da, yanlışlıkla eklenecek bir "t" harfi yanlış anlam ile sonu�lanabilmektedir. Yani, hatalı olarak "y�klem + -DIrmEk" yerine "y�klem + - DIrtmEk" yapısının kullanılması. İkinci yapının doÄŸru olarak kullanılması aÅŸağıdaki �rnekte a�ıklandığı ÅŸekilde olmalıdır. - I've had the car cleaned. ETTİRGEN Arabayı temizlettim. - I've got someone to have the car cleaned. Arabayı (birisine) temizlettirdim. 8.2. but / except İstisna belirten durumlarda "but" ve "except" kelimelerinden sonra gelen y�klem "to" almadan kullanılır. - She did everything but come to the point. Sadede gelmek dışında herÅŸeyi yaptı. COMPARISON CLAUSE 1. EŞİTSİZLİK 1.1. "... than" yapıları ( = Comparative) Sıfata "daha" niteliÄŸi kazandıran "-er" ve "more" eklenmesi ile oluÅŸan yapılardır. sıfat + -er / more + sıfat + than - She is more intelligent than she looks. (O) g�r�nd�ğ�nden daha zeki(dir). Bu yapı T�rk�e'ye "... -dEn daha + sıfat" ÅŸeklinde aktarılır. 1.2. rather than + sıfat / isim Bir kıyaslama c�mlesi olmamasına karşın bu kullanım sık sık karıştırılmasından �t�r� bu b�l�mde ele alınmaktadır. - I'd call her hair chestnut rather than brown. Ben onun sa�ına kahverengiden �ok/ziyade kestane diyeceÄŸim/derdim. Bu yapı T�rk�e'ye "-dEn �ok/ziyade" yapısı ile aktarılır. 1.3. more and more / -er ... -er "Gitgide", "daha da" anlamını katmak amacı ile kıyaslama yapısının tekrarlanması gerekmektedir. - It is getting colder and colder. Hava gitgide soÄŸuyor. - She is becoming more and more aggressive. Gitgide saldırganlaşıyor. 1.4. more + isim "More" kelimesi her zaman bir sıfatı nitelemez. Bazan bir ismin niceliÄŸinin belirtilmesinde de kullanılabilir. - More people than ever leave their villages for a major city. Åžimdiye kadar olduÄŸundan daha fazla / G�r�lmedik sayıda insan b�y�k ÅŸehirde yaÅŸamak i�in k�y�n� terkediyor. 1.5. "most" ve "-est" yapıları ( = Superlative ) Sıfata "en" niteliÄŸi kazandıran "most" ya da "-est" yapılarının eklen-mesi ile oluÅŸturulur. the/my/.. + isim + sıfat + -est / most + sıfat - My biggest contribution is this monument. Benim en b�y�k katkım bu anıt(dır). Bu yapı T�rk�e'ye "en + sıfat + isim" ÅŸeklinde aktarılır. 1.6. most + isim İsim ile kullanıldığı zaman "most" kelimesi bir kıyaslama niteliÄŸi getirmemektedir. - Most people do not care about the dangers of pollution. �oÄŸu insan kirliliÄŸin tehlikelerine aldırış etmemekte. Bu yapı T�rk�e'ye "�oÄŸu + isim" ÅŸeklinde aktarılır. 1.7. The + comparative, the + comparative - The sooner you come the better (it is). Ne kadar erken gelirsen o kadar iyi (olur). Bu yapı T�rk�e'ye "ne kadar ... o kadar" ile aktarılır. 2. EŞİTLİK 2.1. as + sıfat / zarf + as - He is as tall as I am / me. (O) benim kadar uzun boylu(dur). Bu yapı T�rk�e'ye "kadar" kullanılarak aktarılabilir. "As" yapısı birden fazla anlam i�in kullanılabilir "Courage is what it takes to stand up and speak. Courage is also what it takes to sit down and listen." Anonymous Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links.
|
|||
|
12-12-2005, 11:10 AM
Post: #2
|
|||
|
|||
|
if you can't see clearly i recomend that just make copy and paste the word and then you can save it in your files... have fun, "Courage is what it takes to stand up and speak. Courage is also what it takes to sit down and listen." Anonymous Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links.
|
|||
|
12-28-2005, 02:36 PM
Post: #3
|
|||
|
|||
|
TRANSLATION METHODS
1) Word-for-word translation (The SL word order is preserved and the words translated by their most common meanings. Cultural words are translated literally. ) Example "Normative criticism of functionalism, in the social sciences, takes two forms…" "Normatif – eleþtiri – iþlevselliðin – sosyal bilimlerde – iki þekil – alýr…" 2) Literal translation (The SL grammatical constructions are converted to their nearest TL. This method can also be used for technical documents.) Example Sociology= sosyoloji (not "toplumbilim") Reaction= reaksiyon (not "tepki") Conventional= convensiyonel (not "geleneksel") 3) Faithful translation (It attempts to reproduce the precise contextual meaning of the original within the constraints of the TL grammatical structures. It transfers cultural words and preserves the degree of grammatical and lexical deviation from SL norms. It attempts to be completely faithful to the intentions and the text realizations of the SL writer. ) 4) Semantic Translation (It differs from faithful translation only in as far as it must take more account of the aesthetic value of the SL text, comprising on meaning where appropriate so that no assonance, word play, repetition jars in the finished version. It does not rely on cultural equivalence and makes very small concessions to the readership.) 5) Adaptive Translation (This is the freest form of translation mainly used for plays and poetry) 6) Free Translation (It reproduces the matter without the manner, or the content without the form of the original. Usually it is a paraphrase much larger than the original.) Example "When Jack was studying at Harvard University…" "Jack, Amerika'nýn en prestijli üniversitelerinden biri olan Harvard Üniversitesi'nde okuyorken…" 7) Idiomatic Translation (It reproduces the message of the original but tends to distort nuances of meaning by preferring colloquialisms and idioms.) Example "What you have just explained gave me a head of mess." "Biraz önce anlattýklarýndan bir þey anladýysam Arap olayým." 8 ) Communicative Translation (It attempts to render the exact contextual meaning of the original in such a way that both language and content are readily acceptable and comprehensible to the readership.) Example "No trespassing" "Girilmez" Note: Please inform me if you realize I made a mistake... |
|||
|
12-28-2005, 10:14 PM
Post: #4
|
|||
|
|||
|
Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. ![]() Never give up!.. |
|||
|
12-28-2005, 10:24 PM
Post: #5
|
|||
|
|||
|
This is it!! Wonderful The real one... Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links.
|
|||
|
12-29-2005, 08:24 AM
Post: #6
|
|||
|
|||
|
Criteria for A Good Translation
all the ideas of the original text as well as its structural and cultural features. Those eight criteria are as follows: 1) Clarity: A good translation is easily understood. Example: ("What are you doing here?" he cried in a very gruff voice, and the children ran away.) Not clear: ("Sen burada ne yapýyor?" dedi o çok hýrçýn bir seste, ve çocuklar koþtu uzaða.) Clear : ("Ne yapýyorsunuz?" diye çok hýrçýn bir sesle haykýrdý ve çocuklar kaçýþtýlar.) 2) Fluent: A good translation is both fluent and smooth. Example: (The poor children had now nowhere to play. They tried to play on the road, but the road was very dusty and full of hard stones, and they did not like it.) Not fluent: (Zavallý çocuklar þimdi oynamak için hiç bir yere sahipti. Onlar yolda oynamayý denedi. Yol çok tozluydu. Taþlarla kaplýydý. Onlar bunu sevmemiþti.) Fluent : (Zavallý çocuklarýn oynayacaklarý bir yoktu. Yolda oynamayý denediler ama yol çok tozlu ve sert taþlarla kaplýydý ve çocuklar bundan hoþlanmýyorlardý.) 3) Idiomatic: A good translation reflects idiomatic features of the original text. Example: (You've just survived!) Not idiomatic: (Zar zor hayatta kaldýn) Idiomatic : (Hadi kefeni yýrttýn!) (Ucuz kurtuldun!) (Ölümden döndün!) 4) A good translation conveys, to some extent, the literary subtleties of the original. (Söz sanatlarý) Example: ("You are said to be the sadist one on the planet." said Charles Wallace. The brain objected: "No, I am the saddest one on the planet.") [Yukarýdaki ifadede "sadist" ve "saddest" kelimelerine dikkat ediniz.] ("Senin için gezegenin en zalimi diyorlar" dedi Charles Wallace. Beyin, karþý çýktý: "Hayýr, ben gezegenin en mazlumuyum.") ["sadist" ve "saddest" benzetmesi ayný kökenden gelen "zalim" ve "mazlum" kelimeleri kullanýlarak tercüme edilmiþtir.] 5) A good translation distinguishes between the metaphorical and the literal. Example: "You can see the gold behind his fierce eyes." (Gold: Metaphorical expression) "Öfkeli bakýþlarýnýn ardýndaki yumuþaklýlýðý görebilirsin." 6) A good translation reconstructs the cultural and historical context of the original. 7) A good translation makes explicit what is implicit in abbreviations, and in allusions to sayings, songs, and nursery rhymes. Example: "The most effective actor among IDs with respect to SLA is language aptitude." (IDs and SLA are abbreviations) "Ýkinci dil edinimi açýsýndan bireysel farklýlýklar arasýnda en etkin unsur dile yatkýnlýktýr." 8 ) A good translation will convey, as much as possible, the meaning of the original text. Example: "You passed the exam?" "Sýnavý geçtin mi?" Those eight criteria are mainly supported by Massoud, but it does not mean that these are only criterion. You might not be satisfied with such criteria for assessing the quality of translation, and so you may suggest other models. However, we should have information and care about all these criteria as professional translators. Lastly let us remember what the difference between interpreters and translators is. They both perform similar tasks, however they have different settings. That is, an interpreter converts any spoken material from one language into a different language whereas a translator converts written material in the same way. I hope all these criteria for a good translation and examples will be helpful for those professional translators. Note: These are my notes of translation (From English into Turkish) lesson. I edited them a bit. |
|||
|
12-29-2005, 03:01 PM
Post: #7
|
|||
|
|||
|
appreciated that... warm regards, ad "Courage is what it takes to stand up and speak. Courage is also what it takes to sit down and listen." Anonymous Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links.
|
|||
|
01-05-2006, 10:38 PM
Post: #8
|
|||
|
|||
|
if u trouble troubles,troubles trouble u... |
|||
|
« Next Oldest | Next Newest »
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||



Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking 



![[Image: 15oe1.gif]](http://img98.imageshack.us/img98/720/15oe1.gif)
