çeviri: düz yazılar (essays, etc) |
|
11-20-2007, 12:33 PM
Post: #1
|
|||
|
|||
|
çeviri: düz yazılar (essays, etc)
Bugün ve Yarın Doğan Cüceloğlu'nun eğitimindeki katılımcılarla bir konuşmasından: Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? Bir katılımcı: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok. Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: Ölüm. Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır... Cüceloğlu: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz? Katılımcılar: Hayır Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı? Bir katılımcı: Var. Cüceloğlu: Yarın? Bir katılımcı: Evet. Cüceloğlu: 30 yıl sonra? Bir katılımcı: Olabilir. Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle bakmamışlardır. Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti? Bir katılımcı: Yoktur Hocam. Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar. Bir katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek? Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız? Bir katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam. Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir "Seni gerçekten çok seviyorum" demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir. Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde "Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim" diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı? --------------------------------------------- Today and Tomorrow Conversation between Doğan Cüceloğlu and the participants in education: Cüceloğlu: Friends, is there anyone among you who has a fatal disease? A participant: Thanks God! As far as we know, there isn’t. Cüceloğlu: How nice! OK, can you tell me something that is certain to happen to anyone, I mean six billion people, without any exceptions? The answer comes almost instantaneously: A participant: Death! Cüceloğlu: Actually, death is the only inevitable conclusion that all people are faced with. Birth also happens to all people, but it is the death which is certain for all people to taste. None of the others will happen to anyone apart from the death. OK, now that it is certain we will taste death one day, does it mean we have a fatal disease? At this point, the participants begin nodding quietly. If it is certain that I will pass away, it apparently means that I have a fatal disease as well. Let’s go on in this way. Then, do you know when you’ll die? A participant: No. Cüceloğlu: Is it possible to occur at that moment? A participant: Yes. Cüceloğlu: Tomorrow? A participant: Yes. Cüceloğlu: 30 years later? A participant: That’s possible. Cüceloğlu: Alright. Do you know which one you’ll be faced with? For example, are you sure that you will go home safely in the evening? The class keeps listening to him quietly because they have never looked at the life in this perspective. Going on my words: Cüceloğlu: OK, let’s think the opposite! As you arrive at home in the evening, what guarantees that you’ll find your family alive whom you left safely at home in the morning? Can you guarantee? A participant: No, sir! Cüceloğlu: So, how can you be certain your phone is called now and you’re told one of your family members has just passed away? At this moment, the participants become uncomfortable. A participant: Sir, let’s change the topic? Cüceloğlu: However, we talk about the barest and naked truth, so let’s go on our conversation a bit more. I wonder whether you would spend the whole night as the same if you had known it was the last day of her death. Or would you do something different? A participant: Certainly, it would be different, sir. Cüceloğlu: Now I request you friends, please lean against your chairs back for a while, and think for a moment one of the people that you left in the morning would really die today, how would you spend the last night? Would you communicate in the same way? Would you talk about the same topics? Would the same topics cause an argument? Or would they be something insignificant? What would you say to her while leaving the house in the morning? Would you hesitate for a while to hug her? Would you spend your time looking at mirror for your appearance, or hugging her so tightly? Would you think that it was unnecessary to say “I love you so much” which sounds from the deepest part of your heart? Would her death make you love her more and more than before? At this point, some participants nearly tend to be weeping. Maybe they have just realized their meaningless words or behaviours last night? Cüceloğlu: Now open your eyes, please. I wonder how many unnecessary arguments we had in our lives. How many of them were more important than the existence of the person that we argued? Will we have the chance to apologize? Or do we really have enough time to apologize before it will be too late? Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. MY DIARY: Guests cannot see links in the messages. Please register to forum by clicking here to see links. |
|||
|
|
Powered By MyBB 1.4.2, © 2002-2008 MyBB Group, Design By IV Geo.
Testprepforum.NET Teslcafe.COM Ingilizcepratik.NET Teslcafe.Com Forum ingilizce Forum Ingilizcechat.ORG Amerika Rehberi Turklasvegas.com Ingilizce Englishtarget.COM
Testprepforum.NET Teslcafe.COM Ingilizcepratik.NET Teslcafe.Com Forum ingilizce Forum Ingilizcechat.ORG Amerika Rehberi Turklasvegas.com Ingilizce Englishtarget.COM















